Yapay zeka estetik cerrahi taleplerini de etkilemeye başladı. Yapay zekayla kendilerine yeni bir yüz yaratanlar, estetik cerrahi uzmanlarının kapısını çalıyor ve bunu hayata geçirmesini istiyor.

Mesleğe başladığımda estetik cerrahlar hastalarının gazetelerden, dergilerden kestikleri ünlülerin fotoğrafları, kartpostallarıyla gelerek onlara benzemek istediklerini anlatırdı. Derken dijital gelişmelerle fotoğraf paylaşılan sosyal medya kanalları girdi hayatımıza.
Artık çok daha fazla fotoğraf çekiliyor ve yüzümüzü görüyorduk. Hemen filtre programları geldi. Filtrelerle elde edilen daha genç ve ‘kusursuz’ yüzler, gerçeğinden daha çok beğenildi. Bu kez şablon filtreli yüz fotoğrafları oldu.
Çok geçmeden bu kez yapay zekâ aynı amaçla kullanılmaya başlandı. Artık yapay zekânın eseri imajların peşinde koşuluyor.
Bu arada endüstri boş durmadı. Talebi karşılayacak ve hatta yaratacak çeşitlilikte cerrahi ve medikal ürün geliştirdi.
Filtre programları talebi ‘patlattı’
Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı Dr. Burak Pasinlioğlu konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Pasinlioğlu filtre programlarının gelişinin estetik girişimlere başvuruları kelimenin tam anlamıyla ‘patlattığını’ söyledi. Bu programların etkisi de sürüyor:
“Filtrelenmiş fotoğraflar profilin ‘olmazsa olmazı’ haline geliyor. Bir yerden sonra kişi de öyle olduğuna inanmaya başlıyor ve ama bu sefer gerçek hayatta bağdaşmayınca ona dönüşmeye çalışıyor. Yanak inceltme, burun küçültme, kaş kaldırma, gözleri şekillendirme vs. talepleriyle geliyorlar.”
Filtre programlarına eklenen yapay zekâyı aslında cerrahlar da çok kullanıyor. Ameliyatlarını planlıyorlar. Pasinlioğlu bununla ameliyat öncesinde neler yapabileceklerini görmeye çalıştıklarını anlattı:
“Mesela hastaya burun ameliyatı için simülasyon yapıyorum. ‘Bunu yapacağım’ demiyorum. ‘Simülasyonu nasıl bir şey beğendiğini anlamak için yapıyorum. Çünkü burada yaptığım her şeyi gerçekleştirme şansım yok’ diyorum.
Hasta beklentileri çok yüksek. Ancak elimizde bir malzeme var ve neler yapabileceğimizi yani sınırlarımızı biliyoruz.
Filtre programları ya da yapay zekâyla bambaşka bir insana dönüşmek mümkünse de iskelet ve cilt yapısı önemli. Düzeltmeleri bunlar üzerinden yapabiliyoruz.
Her istediklerini gerçekleştirme, tamamen başka birine çevirme şansımız yok.”
Memnun etmek zorlaştı
Filtre programları, yapay zekâ beklentiyi çok yükselttiği için memnuniyetsizlerin de sayısını çok artırdı.
Pasinlioğlu, “İnsanlar ufak tefek değişikliklerle çok mutlu olurken şimdi çok büyük değişiklikler veya olmayacak şeyler istiyorlar.
Şimdi kendileriyle ilgili her şeyi tamamen değiştirebiliyor. Bambaşka bir burun, dudak koyabiliyor. ‘Bunu yapamayız’ deyince sinirleniyor. ‘Her şey yapılıyor. Bu nasıl yapılamaz?’ diyorlar.
İnanmıyor ve ‘yapabilecek’ hekim arıyorlar. Birkaç ay sonra olumsuz sonuçlarla geri dönüyorlar.”
Diğer yandan cerrahinin sonucunu hastanın kemik, cilt yapısı ve başka faktörler de etkiliyor. Herkesin iyileşmesi farklı. Dokular kötü iyileşebiliyor. Burun ucu düşebiliyor, yerçekiminin etkisiyle bir süre sonra meme sarkabiliyor vs. Bunları öngörmekse neredeyse olanaksız.

Hastaya uygun olmayan ameliyatları yapmak her iki tarafı üzüyor. Son noktayı hekimlerin koyması gerektiğini belirten Pasinlioğlu, şöyle devam etti:
“Örneğin hasta geliyor, ‘Arkadaşım 300 cc meme protezi koydurdu çok mutlu’ diyor. Ama meme protezinde boyun uzunluğu, göğüs kafesinin çapı, kilo, meme dokusu, meme başlarının ayrıklığı vs. önemli. 300 cc herkeste güzel olsa sadece onu koyardık. Oysa 150 cc’den, 1000 cc’ye kadar farklı büyüklükte silikon protezler var.
Burada hastayı reddetmek de önemli bir şey. Bugün yaparsınız, yarın çok büyük sorunlar yaşarsınız. Onun için doğru hastada, doğru tedaviyi önden yapay zekâ programlarıyla az çok gösterip bunun üzerinden konuşmak daha sağlıklı oluyor.”