Türkiye’nin içinde bulunduğu mevcut koşullar, daha önce yaşananlardan farklı olarak, büyük bir ekonomik ve toplumsal bunalıma doğru ilerlediğimizi gösteriyor. Milyonlarca emekçi sürekli artan hayat pahalılığı karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda. Aylardır ülke gündeminin ilk sırasında ekonomik sorunlar olmasına rağmen, giderek artan açlık ve yoksulluk tehdidini önlemek için hükümet tarafından ısrarla hiçbir somut adım atılmaması dikkat çekici.
Emekçiler her sofraya oturduklarında ay sonunu nasıl getireceklerinin hesabını yapıyorlar. Yıllardır birbirini izleyen ekonomik krizler ile mücadele etmek zorunda bırakılan, neredeyse krizle iç içe yaşamak zorunda kalan milyonlar, her ay mucizeler yaratarak yaşam mücadelesi veriyorlar.
Ücretli emekçiler düşük ücret ve işsizlik baskısıyla karşı karşıya. Yıl ortasında zam yapılan ve 5 bin 500 liraya çıkarılan asgari ücret açlık sınırının altında ve neredeyse ortalama ücret haline geldi. Milyonlarca emekçinin ücret/maaş gelirleri gerçek enflasyonun yarısı kadar artmadı. Bütün bu gelişmeler emekçi ailelerinin içine itildikleri ekonomik sefaleti arttırıyor.