Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önce “Düştü düşecek” sonra da “Türkiye’yle ne alakası var” dediği Kobani’nin şimdi ismine ve yapısına laf etti. Erdoğan, hükümetin, adı ‘İmralı iyi, çevresi kötü’ye çıkmış politikası çerçevesinde Abdullah Öcalan’a ‘selam gönderme’yi de ihmal etmedi. Nihaye Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’nın kendisini dinlemediğini de itiraf etti.
Erdoğan, Estonya dönüşü uçakta neredeyse tamamı ‘hükümet dostu’ gazetecilerle sohbet etti.
Erdoğan, “Güneydoğu’daki vatandaşların hepsi memnun ama terör örgütü bu işten memnun değil. Uzantısı (HDP), o da memnun değildi, çünkü onun üzerinden pazarlıklarını yapıyorlardı. İmralı gördüğüm kadarıyla rahatsız oldu ve ‘Çözüm sürecini bozmayın’ açıklamasını yaptı.”
Erdoğan’ın gazetecilerle sohbetinde çözüm sürecine dair söyledikleri satırbaşlarıyla şöyle:
– PKK bir defa Türkiye’de barışı istemiyor. PKK’nın uzantısı olan siyasi parti (HDP) de barışı istemiyor. İki kere iki dört.
– (Süreç için 2015 final yılı olacak mı? Böyle bir tarih verebiliyor musunuz sorusuna yanıt olarak) Bunlar matematik değil, sosyal olaylardır. Sosyal olaylarda böyle iki kere iki dört diye bir şey olmaz. Çözüme kadar devam eder.
– Bundan Güneydoğu’daki vatandaşların hepsi memnun ama terör örgütü bu işten memnun değil ve onu pazara çıkarıyorlar. Uzantısı (HDP), o da memnun değildi çünkü onun üzerinden pazarlıklarını yapıyorlardı. Fakat İmralı gördüğüm kadarıyla rahatsız oldu ve ‘Çözüm sürecini bozmayın.’ açıklamasını yaptı. ‘Engellemeyin vesaire’ dedi.
Obama ikna edemediğini anlattı
Erdoğan, IŞİD’e karşı Kobani’yi savunun YPG’nin siyasi örgütü PYD’nin ‘bir terör örgütü olduğu, dolayısıyla silah yardımı yapılmaması gerektiğine ABD Başkanı Barack Obama’yı ikna edemediğini de net bir şekilde anlattı.
– Benim Obama’ya söylediğim şuydu: ‘PYD’ye yapılacak olan bu yardımları tasvip etmemiz mümkün değil. Çünkü PYD, PKK ile eş bir terör örgütüdür. Obama’nın görüşmeden sonra kalkıp hemen üç tane C130’la, silah ve mühimmatı Kobani’ye indirmiş olmaları gerçekten tasvip edilmez.
– (Obama’nın cevabı şuydu:) ‘Kobani’dekiler 2-3 gün bile dayanamazlar. Ellerinde herhangi bir silah mühimmat kalmadı’ Dedim ki Obama’ya: ‘Biz kendi üzerimizden oraya peşmergelerin geçişini sağlayacağız.’
– Kobani ABD için niçin bu kadar stratejik? Buranın ABD ile hiçbir alâkası yok. Bana söylenen (Obama tarafından) tek bir şey var: “Eğer Kobani düşerse IŞİD ‘Bak ben Amerika’ya karşı koalisyon güçlerine karşı büyük bir zafer kazandım’ edasıyla dolaşacak.”
Tartışmaya girmek istemedi ama girdi
Erdoğan, PYD’nin Kobani’de hakimiyetine kaybetmekten çekindiği için Iraklı peşmergeleri de Özgür Suriye Ordusu’nu da istememekle eleştirdikten sonra sözü Kobani’nin ismine ve etnik tarihine getirdi ve bir ‘üst akıl’dan söz etti.
– Kobani ile alakalı olarak, orası aslen, Kürtlerin mi yoksa Arapların mı tartışmasına girmek istemiyorum. Ama işin aslına bakarsanız, adı üzerinde, Ayn’el Arap’tır.
– Sınırlarımızda oynanan oyun sıradan rastgele bir oyun değil. Basit bir oyun değil. Niye çünkü, 1295 kilometrede bu oyun oynanıyor.
– Oyun içerisinde oyun. Hesap bu. Fakat bir hesap karşısında, tabii oyun bozuluyor. Şunun üzerinde bizim iyi düşünmemiz lazım: Tabii, bu tuzağı veya bu tezgahı kuran muhtemelen başka bir mantık var. Yani şu anda PYD’nin mantalitesinin bu kadar güçlü olduğunu ben düşünmüyorum. Muhtemelen daha üst bir akıl var.
Rusya ve İran’a da dokundurdu
IŞİD ve Kobani politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa’yla gerildiği şu günlerde Erdoğan, Rusya ve İran’a da yüklenmekten kaçınmadı.
– Maalesef, Rusya ile Suriye konusunda karşı karşıyayız. Ukrayna’da Kırım meselesinde Rusya ile maalesef yine aynı konumda değiliz.
– Son zamanlarda tabii İran’ın bölgedeki etkinliği çok daha farklı bir konumda. Irak ve Suriye’ye yönelik etkinlik, bunlar devam ediyor. Maalesef bunlar samimi bir yaklaşımla devam etmiyor.
– ‘Gel, burayı Türkiye İran beraber çözelim.’ Ne yazık ki İran böyle bir yaklaşımın içerisine girmedi. Bundan dolayı İran’la rahat bir çalışma zeminini bulamıyoruz. Mezhebi yaklaşımı çok öne çıkartıyorlar.