'Erdoğan çocukluğunda şiddete maruz kalmasa bu denli kin dolu olur muydu?'

 

Akademisyen Ahmet İnsel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘otoriter, öfkeli ve kin dolu şahsiyet’inin nedenlerinden birini çocukluğunda özellikle babasından gördüğü şiddete bağladı.

Beş altı yaşındayken ‘muhtemelen ayağından’ tavana asılmak

20140510-erdogan-sinir-1-e1399719777537
Fotoğraf: Reuters

 

İnsel Birikim dergisi için kaleme aldığı yazıda Erdoğan’ın babasının çok asabi olduğunu, çocuklarını dövdüğünü kendi anlattıklarından bildiğimizi belirtti: “Babasından korktuğunu söylerken, onu ‘Aslında ceberut bir adamdı’ diye tarif ediyor. ‘Küfür ettiğiniz anda faturasını çok ağır ödersiniz, onun için zaman zaman babam bizimle hesaplaşmıştır’ diyor.”

Yazıda bu hesaplaşma biçimlerinden birinin beş altı yaşındayken ‘muhtemelen ayağından’ tavana asılmak olduğu belirtildi.

Kendi ifadeleri

Fotoğraf: DHA
Fotoğraf: DHA

 

İnsel şöyle yazdı:

“Erdoğan’ın babasını yatıştırmak için ayakkabılarından öptüğünü de yayımlanmış hayat hikâyelerinden biliyoruz. Erdoğan’ın ve onu çocukluğunda tanıyanların anılarının ortak noktalarından birisi Ahmet Erdoğan’ın bu öfke nöbetlerinin çok sık olması ve genellikle ardından pişmanlık nöbetleri geçirmesi.

Aile içi şiddete maruz kalan Erdoğan, yatılı okuduğu imam hatip ortaokulunda yaşadığı öğretmen şiddetini de anlatıyor: ‘Hocamız söğüt dalıyla hepimizin cezasını verdi. O gece suya batırıyoruz olmuyor, suya tutuyoruz olmuyor. Ben hüngür hüngür ağlıyorum. Acıya dayanamıyorum.’

Erdoğan’ın bu çocukluk anıları herhalde Türkiye’de büyük bir çoğunluğun çocukluk anılarından farklı değildir. Belki, babasının ceberutluğu nedeniyle, Türkiye’de 20. yüzyılın ikinci yarısında büyümüş çocukların ezici çoğunluğunun maruz kaldıkları ‘olağan’ aile içi ve okul içi şiddet ortalamasının biraz üstünde şiddet görmüş olabilir.”

Baba, öğretmen, devlet şiddeti

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

 

İnsel, ‘Erdoğan’ın çocukluğunda babasından, okulda öğretmenlerden veya kötü bir hamasi şiir okuduğu için belediye başkanlığından düşürülüp dört ay hapis yatarak devletten gördüğü şiddeti dinmek bilmeyen öfkesi ve kininin yegâne nedeni olarak ele almanın indirgemecilik olacağını’, buna karşılık, ‘bu öfkenin, kendisinin iddia ettiği gibi sadece bir hitabet sanatının sergilenmesi olmadığını, bunun ardında çocukluğunda maruz kaldığı şiddete karşı bastırılmış bir öfke ve bu şiddetin aktörlerine karşı bir kin olabileceği olgusunu da bütünüyle yok saymanın da safdillik olacağını’ belirtti.

Şiddetin derecesi ve davranış bozukluğu

erdogan1
Fotoğraf: DHA

 

 

Yazıda bazı araştırmalara göndermede bulunularak şöyle denildi: “Bu araştırmalarda öne çıkan sonuç, çocukların maruz kaldıkları şiddetin, yetişkin olduklarında otoriter güce sahip olma eğilimini arttırdığı ve kadınlara yönelik şiddetin devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğu. Cinayetlerle çocuklukta maruz kalınan şiddet arasında da anlamlı bir ilişki kuruluyor. Elbette şiddetin derecesi ve süresi arttıkça bunun yarattığı davranış bozukluklarının boyutları da büyüyor.”

‘Reis’ olur muydu?

erdogan sb
Fotoğraf: Reuters

 

İnsel, yazısının sonunda başlıktaki soruya dönerek şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan çocukluğunda aile içinde ve okulda şiddete maruz kalmasaydı, bu denli otoriter eğilimli, öfkeli ve kin dolu bir şahsiyet olur muydu? Bu sorunun elbette kesin bir yanıtı yok. Ama en azından şunu bilebiliyoruz: çocukluğunda şiddete maruz kalmasaydı bugün sergilediği kişilik özelliklerinin bir kısmına sahip olmama veya bunların daha az yoğunlukta tezahür etmesi ihtimali kuvvetli olurdu. Ama o zaman ‘Reis’ olur muydu?”