Kızılay, Taksim… Yani her yer yangın…
Bu duyguyla, bu ortamda uzun süre yaşamak olanaklı değildir. Başka türlü söylersek, ruh haliniz asla olağanlaşmayacaktır ve buna karşın makul tutum takınmak hastalıklıdır. Eğer acıyı yaşayamıyorsanız, ağlayıp, haykırmıyorsanız orada sorun var demektir. Demem o ki; yaşar gibi durur kişi, oysa etraf yürüyen cenazelerle doludur.
Yaşadığımız çağın nasıl bir tiksinti yarattığını her yeni günle birlikte daha net görüyoruz. Önümüze konan resim öylesine acı ve mide bulandırıcı. Gömleğinde boyun bağı, üstünde lacivert ceketli adamlar ve onlara uygun kadınlar Avrupa’nın göbeğinde resmen insan ticareti yaptılar. Haysiyet ayaklar altında. İnsanı bir sayı olarak gören, alınır satılır kılan bir modern şizofreni yaşıyoruz.
Üç milyar dolar karşılığında, bakıcı olmayı üstleniyor ülkemiz. Her gelen göçmen için, AB bir göçmen alacağını söylüyor. Yani sayı dengede duracak… Bizimki mutlu. Sanal başbakan!