AYDİL DURGUN
aydildurgun@diken.com.tr
@Aydil_d
Datça’da akademisyen, yazar, aktivist bir grup erkek Eleştirel Erkeklik Datça İnisiyatifi (EeDi) adlı bir hareket başlattı: Erkekler erkekliğe karşı çıkıyor.

Grup şiddete dur demek için başta kamu gücü olmak üzere tüm erkeklere/ eril yapılara çağrıda bulundu.
İnisiyatifin çıkış bildirisi etkileyeci bir itirafla başlıyor: “Biz sizin bildiğiniz erkeklerdeniz.”
Yola çıkış amaçları ise şöyle özetleniyor: “Kendimizi sorgulama ve dönüştürme yükünü, eşit ilişkiler içinde olduğumuzu varsaydığımız başkalarının sırtından kendi omuzlarımıza almak için… Eril dünyanın paydaşları ve suç ortakları olarak vermemiz gereken bir hesap, kendisinden özgürleştirilmesi gereken bir ‘erkekliğimiz‘ olduğunu ve bu özgürleşmenin yolunun, önce yüzleşmekten ve hesaplaşmaktan geçtiğini biliyoruz.”
Belki de gelebilecek eleştirilerin önüne geçmek için bir hak hareketi olarak yola çıkmadıklarını baştan belirtiyorlar: “Sızlanmak, mızmızlanmak, sözüm ona doğru anlaşılmak, sözüm ona bilindik erkeklerle aynı kefeye konulmamak türünden bir hak talebimiz olmadığı gibi, aksine kendi erkekliğimizi kendi ellerimizle de sorgulamak ve kendimiz ile ‘kendimiz‘ arasında hesap sorulabilirlik ve hesap verilebilirliği mümkün kılacak bir mesafe açmak için yola çıkıyoruz.”
‘Biz, sizin bildiğiniz o erkeklerdeniz!’
Peki kim bu bizim bildiğimiz erkekler? Bildiride bu soruya verilen yanıt iş hayatının içinde yer alan birçok kadına, ne yazık ki, ‘tanıdık‘ gelecektir: “Biz-olmayanı ezdikçe kendini özgür ve muktedir sanan; fabrikada işçi, evinde patron, emniyette işkenceci, yuvasında şefkatini öfkeyle gösteren bir baba, üniversitede asistanını taciz eden akademisyen, gazetede eşitlikçi yazılar barda herkese ‘yazan‘ gazeteci, plazada reklamcı, vadide bankacı, gözü toprakta eli her yerde emekli. Kendini var etmek ve güçlü hissetmek için evde, toplu taşıma araçlarında, gecelerin karanlığında, işyerlerinde ezmek, sindirmek, taciz etmek için fırsat kollayan, iktidar tapıncıyla muktedir olmaya çabalayan biziz. Biz, sizin bildiğiniz o erkeklerdeniz!”
‘Erkeklik bulaşıcıdır; erkekten erkeğe ve herkese geçer’
“Erkeklik bulaşıcıdır; erkekten erkeğe ve herkese geçer” denen bildiride şu ifadelere yer veriliyor: “Bugün, içinde yaşadığımız bu ülkede, en başta kadınlar ve çocuklar, normatif erkekliğin erkek saymadığı, erkekler de dahil olmak üzere, her kesimden canlıya yönelen şiddet, özellikle kadınlar ve LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda apaçık bir savaş halidir. Kadınlara yönelik bu katliam artık apaçık bir cinskırımdır! Cinskırım olarak kadınlara ilan edilen bu savaşta, öldürülmeyenler, itaate ve değersiz konumlara zorlanmak için, toplumun bütün yüzeylerinde ve bütün düzeylerinde ya tacize, tecavüze uğramakta ya da öldürülme, taciz, tecavüz, açlık, yoksulluk ve yoksunluk üzerinden rehin alınmaktadır!“
‘Bir erkek’ olmaktan başka kaybedeceğimiz bir şey yok!
‘Bildiğimiz erkekler‘ istediklerini şu sözlerle anlatıyor: “Bizler, her birimizin biricik bir varlık/ tikel özgünlüklerimizle erkek olma hakkını gasp eden, homojenleştiren, özgün olma imkanlarını tümüyle tahrip eden eril bir misyonla sabitleyen, süreklileştirilmiş, sabitlenmiş bu misyon aracılığıyla kadınlara ve norm dışı varoluş biçimlerine karşı işlenmiş tüm suçların paydaşı kılan, zihinlerimizde pranga, ayaklarımızda zincir, tenimizde damga diye taşıdığımız eril tertibatın ürünleri olmaktan kurtulmak istiyoruz. ‘Hep beraber‘, ‘hep birlikte‘ erkek olmaktan utanç duyuyoruz! Her birimiz, tek tek, ‘Hepsi aynı‘nın içinde ‘Bir erkek‘ olmak yerine kendi tikelliklerimizle var olmayı talep ediyoruz! Kaybedeceğimiz ‘Bir erkek‘ olmaktan başka hiçbir şey yok.”
‘Silahları yere bırakın ve bir adım geriye çekilin’
“Elinizdeki, dilinizdeki, cebinizdeki, bedeninizdeki silahları yavaşça yere bırakın ve bir adım geriye çekilin!” çağrısında bulunan inisiyatifi ‘Sürecin başlangıç vuruşunu’ yaptım diyen 66 yaşındaki özel sektörden emekli Cengizhan Güngör anlattı.
Bildiride her ne kadar ‘bildiğiniz erkekler’ vurgusu yapılsa da kim bu eril tertibatın damgasından, zincirinden, ‘erkekliğinden‘ kurtulmak isteyen erkekler? Anonim mi kalmak istiyorlar?
Güngör “Özellikle ‘anonim kalmak’ diye bir çabamız yok. Derdimiz, başlattığımız inisiyatifin üzerine titrediğimiz içeriğinin ve amaçlarının önüne hiçbir şeyin geçmemesi, varlık nedenimizi gölgelememesi” diyor.
Peki kaç kişiler bu erkeklikle hesaplaşmak yüzleşmek isteyen erkekler? Şimdilik az: “Sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek arkadaşlarımızla ağustos ayında tartışmaya başladık. Başlama vuruşunu ben yaptım. Ancak şimdi inisiyatifimizin ulaştığı derinlik benim ilk baştaki naif tasavvurlarımın da üstüne çıkarak çok daha kapsayıcı ve heyecan verici bir içeriğe ulaştı.”
‘Erkekliğimizi masaya yatırma ihtiyacı’
Harekete geçmelerini sağlayan kıvılcım her biri için isyan ettirici, her gün yaşadıkları olmuş: “Cinskırım haline dönüşen kadın cinayetleri, tecavüzler, çocuk istismarları, LGBTİ+’lara yönelik akıl almaz vahşet ve söylemler, cinsiyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık son yılların gündelik karakteristiği haline gelmişti. Ve biz bütün bu suçların ‘failini’ biliyorduk. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski erkeklik ve erkek iktidarı. Doğrudan erkeklik ve erkekliğimizi masaya yatırmak ihtiyacı duyuyorduk. Ve yine kadınların protestolarının ikinci/üçüncü halkası olmak pratiğinde yanlış bir şeyler olduğunu görüyorduk.”
‘Başka mahallelerde de karşılık bulmasını umuyoruz’
Daha yolun başında olmalarına rağmen şimdiden sosyal medya hesaplarının ve internet sayfalarının gördüğü ilgi ilerisi için onlara umut vermiş.
Çıkış bildirisi tamam; bundan sonra ne yapacaklar? “Daha henüz yolun başındayız. Ve önümüzde güncel bazı engeller var. Örneğin pandemi yasakları çıkış etkinliğimizi yapmamıza engel oldu. İlk aşamada 16 sayfalık temel politika metnimizi daha geniş bir katılımı sağladığımız ortamda tartışmak istiyoruz. Gerisi gelecek. Umudumuz ve bizi daha da zenginleştirecek olanın inisiyatifimizin başka mahallelerde de karşılık bulması.”