Eczacılar hala Covid-19'un meslek hastalığı sayılmasını bekliyor

YASİN KOBULAN

ysnkobulan@gmail.com

Covid-19 pandemisinden en çok etkilenenler hiç kuşku yok ki sağlık alanında çalışanlar. Sektörün ana kollarından eczacılar, bu yıl da 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü pandeminin gölgesinde kutlayacak. Covid-19’un meslek hastalığı sayılması yönündeki çağrıları ise hala karşılık bulmuş değil.

Türk Eczacılar Birliği,  pandemi döneminde eczacıların karşı karşıya kaldığı sorunlara dair raporunu, mart ayında yayınladı. ‘Her eczanede en az bir çalışanın Covid-19’a yakalandığına’ dikkat çekilen raporda, eczacıların bu süreçten ekonomik olarak nasıl etkilendiğine dair çarpıcı bilgiler de yer aldı: “İlaç ve ilaç dışı pazarda 2020 Ocak ayına kıyasla toplamda yüzde 20 küçülme var. Reçeteli hasta sayısındaki azalma yüzde 40,7.”

Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak,  eczacılar Rojda Yılmaz, Armağan Akın ve Alper Gürsoy, Diken’in sorularını yanıtladı.

Çolak: 51 eczacı, 19 çalışan Covid/19’dan hayatını kaybetti  

Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak

Yaşadıkları zorlu sürecin devam ettiğini belirten Çolak, pandemi sürecinde 51 eczacı ve 19 eczane çalışanının hayatını kaybettiğini söyledi.

Kronik hastalar için hazırlanan A grubu reçete sayısınıh düşmediğini, ancak eczanelerin ekonomik sürdürülebilirliklerinin bağlı olduğu akut (B) hastalık reçetelerinin sayısının düştüğünü vurgulayan TEB başkanı, “Bu da eczacıları finansal anlamda zora soktu. Eczanelerimiz yıllardır ekonomik anlamda sıkıntılar yaşıyordu, COVID-19 pandemisiyle birlikte eczanelerimizde yaşanan ekonomik daralmalar iyice katlanılamaz hâle geldi” dedi.

İlaç Fiyat Karanamesi’nin kendileri için mühim olduğunu belirten Çolak, 2009 yılından bu yana yenilenmeyen kararnamenin güncellenmesi gerektiğini söyledi.

Sağlığa dair tüm ürünlerin tek doğru adresi eczanelerdir

Zaman zaman gündeme gelen, ‘ilaç dışı ürünlerin internet sitelerinde ve marketlerde satılması’ konusuna da değinen TEB başkanı şunları söyledi: “İlaç dışı ürünler pandemiden önce de bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını koruyordu. Pandemyle bu sorunun iyice büyüdü. Bu ürünlerin nasıl, hangi koşullarda üretildiği, içine ne konulduğu hiçbir şekilde belli değil. Farklı hastalıklar için kullanılan ilaçlarla birlikte bu ürünlerin kullanılması, ciddi sağlık sorunları doğurabiliyor. İlaca ve sağlığa dair tüm ürünlerin tek ve doğru adresi sadece ve sadece eczanelerdir.

Bu sene 14 Mayıs Eczacılar Günü teması ‘Sağlığınız İçin Eczacınıza Güvenin. Eczane Güvendir’ olarak belirlendi.

Aşıda patent kabul edilemez

TEB’in ilk günden bu yana pek çok talep dile getirdiğini, ancak bunların çoğunun yerine getirilmediğini söyleyen Çolak, taleplerini şöyle sıraladı:

*COVID-19 aşısı, salgınla mücadelede elimizdeki en büyük kozumuz. Aşı tedarik süreçlerine hız verilmeli, ülkemizde uygulanan aşı çeşidi artırılmalı.

*Ücretli COVID-19 aşısı, eşitsizliği derinleştirecek bir uygulamanın önünü açar. Aşılar, kamu tarafından ücretsiz bir şekilde sağlanmalı.

*Bu süreç bize yerli ilaç ve aşının değerini bir kez daha gösterdi. Yerli ilaç ve aşı politikaları bir an evvel önceliklendirilmeli, dışa bağımlılık azaltılmalı.

*Bir kişiyi bile arkada bırakmadan, topyekûn bir mücadele vermemiz gerekirken üretilen aşıların büyük çoğunluğu bazı ülkelere gidiyor. Pek çok ülkeye ise aşı gitmiyor ya da sembolik sayılarda gidiyor. Burada ahlaki bir çöküşün varlığını görüyoruz. COVID-19 aşılarını bir uluslararası ticaret malı haline gelmesi, patentinin olması kabul edilebilir bir durum değil. Aşılar insanlığın ortak mirası; aşıda patent kabul edilemez.

*Eczacılarımız, eczane çalışanlarımız, stajyerlerimize düzenli tarama testleri yapılmalı.

*Yaygın eczane ağını korumak için ekonomik destek ve teşvik paketlerinde eczacılarımız da yer almalı.

Covid-19 meslek hastalığı olmalı, illiyet bağı aranmamalı

*Bulaş riskini önlemek adına bir an evvel, tam anlamıyla elektronik reçeteye geçilmeli.

*Eczacılarımıza ve eczane çalışanlarımıza koruyucu ekipman desteği sağlanmalı.

*Eczacıların eğitim alarak, gönüllülük esasına dayalı bir şekilde bağışıklama hizmetlerine etkin katkıda bulunması sağlanmalı. Örneğin; İrlanda, ABD, İngiltere ve Fransa’da eczacılar COVID-19 aşılama çalışmalarına katılmakta.

*Güvenilirliği kanıtlanmış tanı kitlerinin, yine gönüllülük esasına dayanarak, eczacılar tarafından uygulanmasının yolu açılmalı.

*COVID-19’un tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde meslek hastalığı olması adına gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve illiyet bağı aramaktan vazgeçilmeli.

Eczacı Rojda Yılmaz: İnsanlar eczaneye de gitmez oldu

Eczacı Rojda Yılmaz, pandemi sürecinde vatandaşların ciddi bir şekilde ilaç dışı ürünlere yöneldiğini kaydederek, “İnsanlar sonuçlarını düşünmeden, çoğu zaman bilinçsizce besin takviyelerine yöneldi” dedi. Yılmaz, ilaç dışı ürünlerin birçoğunun Tarım Bakanlığı ruhsatlı olması nedeniyle internet sitelerinde ve marketlerde de satıldığını hatırlattı.  

Pandemi döneminde insanların hastalıklarını kendi imkanları veya yöntemleriyle tedavi etmeye çalıştığını anlatan Yılmaz, “Pandemi öncesi başı ağrıdığında bile hastaneye koşan insanlar, bundan vazgeçti. Hastalıklara kendi yöntemleriyle çözüm bulmaya çalıştı. Tedavi için sağlık kuruluşuna gitmediği zaman, eczaneye de gitmez oldu” dedi.

Eczacı Armağan Akın: Kabul edilemez bir uygulama

Eczacı Armağan Akın, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ilk Covid-19 vakasından bugüne toplumun giderek artan kaygısının ve gerginliğinin en çok hissedildiği alanlardan birinin eczaneler olduğunu belirtti: “Sağlık otoriteleri pandemiye hazırlıksız yakalandı, halkın endişesiyle baş etmek sağlık çalışanlarına düştü. Tüm sağlık çalışanları özelde de eczacılar ve eczane çalışanları, bu süreçte derinden sarsılmıştır ve etkisi halen devam etmektedir.”

Akın, pandemi döneminde devletin sağlıklı işlemeyen sisteminin faturasının halk tarafından eczacılara kesildiğini ifade ederek, “Birçok meslektaşımızı itibarsızlaştırılarak psikolojik şiddet görmüştür” dedi.

Devletin aldığı Covid-19 önlemlerinin yeterli olmadığını vurgulayan Akın şunları söyledi: “Dünyanın ileri ülkeleri, insan sağlığına yönelik araştırmalar yapan enstitüleri, akademileri, hastaneleri geliştirmek üzere yatırım yapmak yerine, futbola, futbolcuya, stadyuma yatırım yaptığı için tüm insanlık, en başta da yoksul emekçi halk pandemiye karşı ağır bedeller ödedi, hala da ödüyor. Fabrikalarda, hastanelerde, sağlık kuruluşlarında aşı olmayı bekleyen milyonlarca emekçi varken futbolcuların aşılanarak, esnafa kepenk kapattırıldı. Futbol maçlarını oynatmaya devam ediyorlar. Bu durum bu iktidarın, bu sistemin kimin için, ne için var olduğunu, kimden yana olduğunu göstermiyor mu?

Salgının başlangıcından bu yana Türkiye ve tüm dünyada sağlık çalışanlarının toplumun diğer kesimlerine göre yaklaşık 10 kat daha fazla oranda Covid-19 hastalığına yakalandığını vurgulayan Akın şöyle devam etti: “130’a yakın ülkede başta sağlık çalışanları olmak üzere kargo çalışanları, süpermarket çalışanları, güvenlik görevlileri gibi bazı iş kollarında mesleki maruziyet tanımlaması sonucu Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir. Ülkemizde Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için illiyet bağı aranmaktadır. Takdir edersiniz ki illiyet bağının kurulması imkânsız olmakla birlikte sağlık çalışanlarının bunu ispata yükümlü olması kabul edilemez bir uygulamadır. Bundan bir an evvel vazgeçilmeli, ilgili yasanın tüm sağlık çalışanlarını kapsamasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

Gürsoy: 20 bin liranın üzerinde ilacı imhaya gönderdim

Eczacı Alper Gürsoy, pandemi ile birlikte insanların ilaç tüketiminin değiştiğini ifade etti. Türkiye’deki en büyük sorunun, yeterli aşının olmaması olduğunu söyleyen Gürsoy, “Bizler aşı olduk ama toplumun yeterince aşı olmadığını görüyoruz. Daha ikinci aşısının olmuş insan sayısı 10 milyon civarında. Bu sayı çok az” dedi.

Pandemi sürecinin ekonomik olarak da kendilerine yansıması olduğunu belirten Gürsoy, “Bu sene 20 bin liranın üzerinde ilacı imhaya gönderdik. Çünkü miadları geçti” dedi. Gürsoy, B grubu reçete ilaçlarının bu dönemde satılamadığını da söyledi.

‘Devletin vermiş olduğu desteklerin de yetersiz olduğunu’ ifade eden Gürsoy da Covid-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.