İş Bankası’nın ardından Doğan Grubu da bir açıklama yaparak Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan için ‘akaryakıt kaçakçılığı’ ve ‘örgüt liderliği’ suçlamalarıyla 23 yıla kadar hapis cezası istendiği iddialarına ateş püskürdü.
Hükümete yakın üç gazete İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ve Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan için 23 yıla kadar hapis cezası istendiğini öne sürmüş, uluslararası haber ajansı Reuters de bu iddiayı abonelerine duyurmuştu.
Haberlere göre, Özince ve Doğan, Petrol Ofisi’nin iki kuruluşa ait olduğu dönemde örgüt kurup kaçakçılık yapmış, vergi kaçırmıştı.
Star gazetesindeki haberde iddianamede ayrıca İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali ve Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hanzade Doğan Boyner’in de aralarında bulunduğu 47 kişinin ‘örgütlü kaçakçılık’ suçuna karıştığına yer verildiği ileri sürülmüştü.
İş Bankası, kendilerine herhangi bir tebligat ulaşmadığını bildirip haberlerdeki iddiaların hukuki bir zemine dayanmadığını da belirtmişti.
‘Hukuk garabeti’
Doğan Grubu adına Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Henüz mahkemeye intikal etmeden ve tarafımıza bildirilmeden belirli medya kuruluşlarına soruşturmanın gizliliğini ihlal edecek şekilde servis edildiği anlaşılan sözde ‘akaryakıt kaçakçılığı’ iddianamesi ülkemizdeki hukuk garabetinin yeni bir örneğini teşkil etmektedir” denildi.
İddianamenin, ‘hukuk kavramının nasıl aşındığını göstermesi bakımından ibretle okunması gereken bir belge’ olarak tarihe geçeceği belirtilen açıklamada “Hukuku bu şekilde zorlamak, ne yazık ki toplumda adalet duygusuna güveni sarsmaktadır” ifadesi kullanıldı.
İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ve Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın, hiçbir dönemde Petrol Ofisi’nin (POAŞ) yönetim kurulu üyesi olmamalarına rağmen, “kaçakçılık örgütünün liderleri” olarak suçlanmasının inandırıcı olmadığını belirten Doğan grubunun açıklaması şöyle:
“İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adem Meral tarafından hazırlanan ve henüz mahkemeye intikal etmeden ve tarafımıza bildirilmeden belirli medya kuruluşlarına soruşturmanın gizliliğini ihlal edecek şekilde servis edildiği anlaşılan sözde “akaryakıt kaçakçılığı” iddianamesi ülkemizdeki hukuk garabetinin yeni bir örneğini teşkil etmektedir.
Bu iddianame, ülkemizde hukuk kavramının nasıl aşındığını göstermesi bakımından ibretle okunması gereken bir belge olarak adalet tarihimize geçecektir. Hukuku bu şekilde zorlamak, ne yazık ki toplumda adalet duygusuna güveni sarsmaktadır.
İddianamede, ülkenin bağımsız bir medya grubunun onursal başkanı ile Türkiye’nin en önemli bankalarından biri olan İş Bankasının yöneticisinin, hiçbir dönemde Petrol Ofisi’nin (POAŞ) yönetim kurulu üyesi olmamalarına rağmen, “kaçakçılık örgütünün liderleri” olarak suçlanması hayatın akışına ve hukuka terstir ve vahim bir inandırıcılık sorununa işaret etmektedir.
Bu vesile ile şunu hatırlatmak gerekir:
Daha ortada bir iddianame bile yokken, geçen yıl, hukukun temel ilkelerinden biri olan soruşturmanın gizliliği ilkesi ihlal edilmiş ve soruşturma dosyası hakkında gizlilik kararı verilmiş iken, avukatların dahi göremediği ifadeler, bir kısım medyaya servis edilerek karalama kampanyasına dönüştürülmüştü. Bu gerçek dışı iddia ve ithamlar karşısında 28 Temmuz 2015 tarihinde Grubumuz tarafından zorunlu bir açıklama yapılmış ve gerçekler ortaya konmuştu.Savcılığın iddianamesinde yer alan tüm hususlar, gerek ilgili şahısların soruşturma sırasında verdiği ifadeler gerek Hürriyet Gazetesinin 15 Ekim 2015 tarihli sayısında yer alan “Bir Bakışta POAŞ İftiraları ve Gerçekler” başlığı altında yayınlanan kapsamlı araştırma yazısında teker teker ele alınarak cevaplandırılmış ve iddiaların asılsızlığı ortaya konulmuş bulunmaktaydı.
Nitekim, POAŞ veya herhangi bir akaryakıt şirketinin ithal ettiği petrol ürünleri menşeine bakılmaksızın, hangi ülkeden alınırsa alınsın gümrük vergisine tabi değildir. Sadece katma değer vergisi ödenir. Gümrükte ödenen katma değer vergisi nihai vergi değildir. KDV, nihai olarak, POAŞ merkezinde bayilerden tahsil edilmektedir. Bu tahsilattan, gümrükte ödenen KDV indirilir ve fark devlete ödenir. POAŞ bu şekilde tüm katma değer vergilerini ödemiştir. Dolayısıyla, gümrük vergisi ve KDV kaçakçılığı iddiası tamamen hayali ve gerçek dışıdır.
Yüce Yargımızın, bu gerçekleri dikkate alarak adil, hukuka ve vicdana uygun bir karar alacağına olan inancımızı korumaktayız.
Kimse, Türkiye’de hakimlerin bulunduğunu unutmamalıdır.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”
POAŞ’ta neler olmuştu?
POAŞ, Doğan grubu, İş Bankası ve hükümet ekseninde son 15 yılda yaşananlar şöyle:
-Petrol Ofisi’nin Mart 2000’deki özelleştirilmesi ihalesinde en yüksek teklifi İş Bankası ve Doğan Holding konsorsiyumu vermişti.
-2002 yılında Doğan Holding-İş Bankası ortaklığı kamunun Petrol Ofisi’nde kalan paylarını da satın almıştı.
-İş Bankası Petrol Ofisi’ndeki paylarını 2005’te Doğan Holding’e satmıştı.
-Hükümet ile zaman zaman ters düşen Doğan Grubu’nun kontrolündeki Petrol Ofisi’ne 2007 yılında 985 milyon TL vergi cezası tebliğ edilmiş; indirim sonrası Doğan Holding 275 milyon TL ceza ödemesi yapmıştı.
-Doğan grubu Petrol Ofisi’ndeki hisselerini 2010 yılında Avusturya merkezli OMV’ye satmıştı.
-Maliye Bakanlığı tarafından Doğan Holding bünyesindeki Doğan Yayın Holding ve bağlı şirketlerine de 2009 yılında 3.8 milyar lira tutarında vergi cezası kesilmiş, daha sonra uzlaşmaya gidilmişti.
-Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut ise, geçtiğimiz aylarda İş Bankası’nın gerekli düzenlemeler yapılarak acilen kamu bankası haline getirilmesi gerektiğini söylemişti.
İş Bankası’ndan ‘Özince’ açıklaması: Bize bir tebligat ulaşmadı
Reuters de geçti: ‘Doğan ve Özince’nin örgüt liderliğinden 23 yıl hapsi istendi’
İş Bankası’nın ‘patronu’ Özince: Haram olması gereken faiz değil enflasyon
İş Bankası’na ‘göz diken’ Bulut’a bankanın ‘tepe noktası’ndan yanıt: Sözleri mali suç
Karşılıksız aşk: Yiğit Bulut İş Bankası’nı istedi, hisseler yüzde 4 değer kaybetti
İş Bankası, o manşet ve iddialara karşı yasal yollara başvuruyor