İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Diken’in gündeme getirdiği 26-27 Nisan’da Avrupa’da en yüksek radyasyon oranının Manisa’da ölçülmesi haberini Meclis gündemine taşıdı.

Avrupa Komisyonu’nun Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) Radyoaktivite Çevresel İzleme (REM) grubunun yayımladığı grafiklere göre 26 ve 27 Nisan’da Avrupa’da en yüksek radyasyon oranı Manisa’da tespit edilmişti.
Diken’in konuştuğu uzmanlar Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde bir dönem işletilen uranyum madenini işaret etmişti. Uzmanlar aynı zamanda İzmir Gaziemir ve Aydın Söke’nin de aynı tehlikeyle karşı karşıya olduğunu anlatmıştı.
Nükleer Denetleme Kurumu’yse (NDK) Avrupa’da en yüksek radyasyon oranının Manisa’da ölçülmesini ‘elektriksel dalgalanmaya’ bağlamıştı. Diken’e konuşan nükleer enerji uzmanı Prof. Dr. Tolga Yarman’sa bu ifadeyi ilk defa duyduğunu söylemişti.
Konuyu Meclis’e taşıyan Çınar, soru önergesinde Enerji Bakanı Fatih Dönmez ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun (TENMAK) yanıtlaması istemiyle şunları sordu:
1- 1970-1980 yılları arasında Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde işletilen uranyum madeni
kapandıktan sonra tesis işletme sahasının, ocakların, açılan kuyuların, etrafına tel örgü bile
çekilmeden, radyasyon uyarısı asılmadan o haliyle bırakıldığı ve rehabilitasyon
çalışmalarının yapılmadığı doğru mudur? Eğer doğruysa önlem alınmamasının sebebi
nedir?
2- 2014 yılında uzmanların yaptığı araştırmalarda Manisa Köprübaşı’nda 300’den fazla açık
radyasyon kaynağı tespit edildiği belirtilmektedir. Türkiye genelinde açık radyasyon
kaynakları devlet kayıtlarında var mıdır ve bu bölgeler ile ilgili önlem alınmış mıdır?
3- 2008’de Manisa/Köprübaşı’nda Prof. Dr. Ahmet Şaşmaz TÜBİTAK adına yürüttüğü
çalışmada, Köprübaşı’nın kuzeyindeki Kasar, Kınık, Killik, Çamyurdu, Kemhallı ve
Döğüşören köylerinin uranyum yatağının üstünde olduğunu tespit ettiği, yeraltı sularında
toprakta, bitkide, hayvanda ve tarım ürünlerinde radyasyon olduğunu belirleyerek bu durumu
devletin ilgili kurumlarına rapor ettiği açıklanmıştır. Bu rapor ile ilgili atılan adımlar ve alınan
önlemler nelerdir? Eğer gerekli çevresel önlemler alınmadıysa bu projeler neden
yaptırılmıştır?
4- İzmir/Gaziemir şehir merkezinde halen 250 bin tondan daha fazla radyoaktif atık olduğu
doğru mudur? Bu atıklar ile ilgili bir projeniz var mıdır? Var ise bu proje nedir ve ne zaman
hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?
5- Manisa Köprübaşı’nda 10 yıl boyunca nükleer reaktörlerde kullanılan yakıt çubukları için
hammadde üretildiği doğru mudur? Eğer doğruysa bu hammaddeden kaç ton üretilmiştir ve
kime satılmış ya da verilmiştir?
6- 2006 yılında İzmir/Gaziemir’de bir gece yarısı üç kamyon dolusu nükleer yakıt çubuğu
getirilerek bir fabrikada eritildiği doğru mudur? Uluslararası suç sayılan nükleer yakıt
çubuklarının Türkiye’de ne işi vardır, kim ya da kimler tarafından getirilmiştir?