Didem Eryar Ünlü: Geri dönüşüm teknolojileri stratejik yatırım alanına dönüşüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Plastik artık yalnızca bir atık sorunu değil; karbon ekonomisinin tam ortasında duran stratejik bir başlık. Yeni nesil geri dönüşüm teknolojileri, çöplüğe giden malzemeyi yeniden ham maddeye dönüştürerek hem emisyonları düşürüyor hem de üretim modelini dönüştürmenin kapısını aralıyor.

İklim krizi konuşulurken çoğu zaman kömür, petrol ve doğalgazdan söz ediyoruz; oysa plastik de doğrudan fosil yakıt türevi bir malzeme ve üretiminden bertarafına kadar karbon yoğun bir hikâyesi var. Tam da bu noktada, World Economic Forum’un gündeme taşıdığı yeni nesil geri dönüşüm teknolojileri önemli bir eşikten söz ediyor: “Plastik artık yalnızca geri dönüştürülen bir atık değil, moleküler düzeyde parçalanıp yeniden ham maddeye dönüştürülebilen bir kaynak.”

Türkiye’de bazı petrokimya ve ambalaj firmaları kimyasal geri dönüşüm yatırımlarını gündemlerine almaya başladı. Ancak bu teknolojilerin yaygınlaşması için üç temel başlık gerekiyor. Bunlardan birincisi; nitelikli atık ayrıştırma altyapısı. İkincisi regülasyon netliği ve teşvik mekanizmaları. Üçüncüsü ise karbon fiyatlamasıyla uyumlu politika çerçevesi. Aksi halde teknoloji tek başına yeterli değil.

Küresel yatırımcılar son dönemde plastik geri dönüşüm teknolojilerine daha fazla ilgi gösteriyor. Bunun nedeni yalnızca çevresel duyarlılık değil. Karbon fiyatlamasının yaygınlaşması ve şirketlerin net sıfır hedefleri, düşük karbonlu hammadde ihtiyacını artırıyor. Özellikle çok uluslu markalar, tedarik zincirlerinde geri dönüştürülmüş içerik oranını artırma taahhütleri veriyor. Bu da geri dönüşüm teknolojilerini bir “çevre projesi” olmaktan çıkarıp stratejik yatırım alanına dönüştürüyor.

Didem Eryar Ünlü’nün yazısı