İran’da rejim devrilse de bu isyanı bastırsa da başka bir İran’ın doğuşunu engellemek zor. Ancak ülkenin hepten parçalanacağı, teslim olacağı ya da yok olacağı beklentisinin yanlışlığını da söylemek lazım.
İran sokaklarındaki insanların kitlesel travmalarla yoğrulmuş bir medeniyet tasavvurunun, binlerce yıllık Pers uygarlığının mirasçısı olduğunu unutmamak gerekir. Rejimi değiştirmek istemekle İran’ı bölmek ya da yıkmaya çalışmak ayrı şeyler.
Etnik haritası ilk bakışta Azeriler, Kürtler, Araplar, Beluçlar vs. gibi etnik gruplar arasında kırılgan bir görünüm sergilese de İran’ın ulusal bütünlüğü ve devlet geleneği, Irak ya da Suriye gibi suni olarak, dışarıdan inşa edilmiş değildir.
Güçlü bir devlet mekanizması, merkezi bürokrasisi ve hala tam olarak çözülmemiş bir güvenlik aygıtı da cabası. Kaldı ki esas dayanıklı unsurun ve aşılmaz duvarın devletten ziyade ABD ve İsrail’in olası müdahalelerine karşı bilenmiş olan halk olduğunu da unutmamak lazım.