Tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kısa süre önce yayınlanıp ikinci baskısı yapılan öykü kitabı ‘Seher’in yazım sürecini anlattı.

Evrensel’den Çağrı Sarı’ya konuşan Demirtaş, roman yazabilmeyi istediğini, edebiyat alanında ‘kesinlikle’ iddialı olmadığını söyledi.
“Kitabın ilgi görmesinin ilk ve en önemli nedeni siyasi kimliğim ve tanınıyor olmamdır” diyen HDP lideri, bu kadar bilinmeseydi kitanın aynı ilgili görmeyeceğini ifade etti.
Toplumda kitap okuma oranının az olduğunu, edebiyatçıların da hak ettikleri değeri görmediğini anlatan Demirtaş, resimlerinden de bahsetti: “Okul yıllarımdan beri resme ilgim ve yeteneğim vardı. Ama ben ressam falan da değilim. Sadece tuvali iyi boyuyorum. İyi bir boyacıyım en fazla. Sanatı da mücadelenin, yaşamın, bizi var eden değerlerin en önemli parçası olarak görmeyi hatırlatmak istedim sadece. Birçok genç arkadaşım için belki de rol model konumundayım. Bu misyonu olabildiğince ciddiyetle ele almaya çalışıyorum aynı zamanda.”
‘Aylarca kafamda kurguladım’
HDP lideri, ‘Seher’i cezaevinde nasıl yazdığını anlattı: “Öyküleri günlerce, bazen aylarca kafamda kurguladım. Saatlerce havalandırmada kıvranarak yürüdüğüm de oldu. Ama hepsini geceleri sabaha karşı kaleme aldım. Yazmam gerektiği anı hissedebiliyorum. Kafamda olgunlaşınca gerisi kolay oluyor. Birkaç saatte kağıda dökülüyor. Sabah ilk iş (tutuklu HDP Hakkari Milletvekili) Abdullah Zeydan’a okutuyorum. Onun da önerileri doğrultusunda demlemeye bırakıyorum, bir kaç gün sonra tekrar okuyup son halini veriyorum. Bunu da Sırrı Süreyya Önder’den öğrenmiştim. Edebiyatta iddialı olmasam da siyasi bir kişi olarak büyük bir risk alıyorum ve kendimi, düşüncelerimi kamuoyunun eleştirisine, acımasızca açık olan bir zeminde dile getiriyorum. Bu beni korkutmuyor, ama tedirgin oluyorum tabii. Yine de yaşamım boyunca hep en büyük riskleri göze alarak ilerledim. Son olarak bütün eleştiriler ve dayanışmalar için herkese teşekkür ediyorum.”
‘Eşim cesaretlendiriyordu’
Demirtaş, yazmanın kendisi için hep bir tutku olduğunu, dışarıda yazmayı çok istediğini ancak siyasal misyon ve kimliğinin engel olduğunu anlatarak, “En çok da eşim Başak’la konuşuyorduk bu konuyu. Yazma isteğimi görüyor ve beni cesaretlendirmeye çalışıyordu. Ama bir türlü yapamadım. Şimdi ‘tutsak’ kimliğimle bunu yapma fırsatı doğunca içimdeki yazma isteğini hayata geçirdim. Tabii kitapta da belirttiğim gibi tutuklanmadan önceki son zamanlarda Sırrı Süreyya ve Barış Pirhasan’ın da cesaretlendirici çok katkıları oldu” diye konuştu.
‘Mesajım erkeklere’
HDP lideri, kadın özgürlüğünü yazarken bir erkek olarak ‘lütufta bulunur gibi’ davranma hatasına düşülebileceğine dikkati çekerek, “Kitapta ben kadınların ‘mazlumluğuna’ değil ‘erkeklerin zalimliğine’ dikkat çekmek istedim. Kadına acınacak bir figür olarak değil, erkeğe acınması gereken bir bakış açısını ortaya koymaya çalıştım. Kitabı kadınlara ithaf ettim, ama mesajlar erkekleredir” dedi.