Çocukların suça sürüklenmesine ilişkin düzenlemenin Meclis’ten geçmesiyle birlikte çocuk adalet sisteminde cezalandırıcı yaklaşım daha da güçlendirilmiş, çocukların korunması gereken bir alanda cezaların ağırlaştırılması ve özgürlükten daha uzun süre yoksun bırakmanın kapsamının genişletilmesi, çocuk hakları bakımından kabul edilemez bir geriye gidiştir. Bu yanlıştan dönülmeli, çocuk adalet sistemi çocuk hakları temelinde yeniden düzenlenmeli.
TÜİK’in 2024 verilerine göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i “suça sürüklenme” nedeniyle kayda geçti; aynı yıl 279 bin 620 çocuk mağdur olarak kayda alındı. Verilerin olay bazında tutulduğu dikkate alınmalı. 2025’te ise 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğu açıklandı. Bu veriler, çocukların adalet sistemiyle karşılaşmasını yalnızca bireysel davranış ve ceza hukuku üzerinden açıklamanın yetersizliğini ortaya koymakta.
Çocuğun adli sistemle karşılaşmasını yalnızca isnat edilen fiille açıklamak; yoksulluk, eğitimden kopuş, çocuk işçiliği, MESEM kapsamında çalışma, şiddet, ihmal, istismar, bağımlılık, sosyal dışlanma ve suç örgütlerinin çocukları kullanması gibi yapısal sorunları görünmez kılar.