Gazeteci Elif Key, ‘Atilla’ya karşı ABD davası’ izlenimlerini BBC Türkçe’ye yazdı.

Yazının bir kısmı şöyle:
“New York’ta Wall Street arkasında, World Trade Center dibinde, biraz kafasını uzatsa Empire State’e kadar görecek ama Reza Zarrab, o eski günlerine epey uzaktan bakıyor.
Bir vakitler, bir Türk kanalında, arkasında Türk bayrağıyla oturmuş, ‘Zarrab kimdir?’, ‘Altın kaçakçısı mısınız?’ gibi sorular sorulduğunda ‘Zarrab, sarraf demektir. Ayrıca kaçakçı mıyım vesaire diyorsunuz, bu soruları bana soruyorsunuz da çok mu zordu bunları araştırmak, bunların cevaplarını bulmak, hakim bile altın mevzuatını benden öğrenmişti’ dediği günler de çok geride.
Şemalar, şemalar…

Zarrab tanık koltuğunda, arkasında Amerikan bayrağıyla günlerdir oturup hayatının özetini geçiyor, mesleği olduğunu söylediği ‘para transferi ve altın ticareti’ başlığının detaylarına giriyor. Hem de ne detay! Şemalar, şemalar, renkli kalemler, bazen sol eliyle, bazen sağ eliyle kaleme aldığı sayfalarca şema.
Bir dokun bin ah işit gibi kendini hayırsever bir işadamı olarak resmetmeye çalışıyor, ifadesini verirken sanki aylardır bu tanık sandalyesinden nasıl çok hasar almadan kalkacağını çalışmış gibi. Epey rahat.
Yılların tecrübesi belki de, zira kendi de söylüyor, bu işlerin içine 16 yaşında çay ticaretiyle girmiş. Ortada çay may yok elbette. Zarrab anlatıyor da anlatıyor.
‘Nasıl bir para bu? Nasıl hayatlar bunlar?’
Reza Zarrab’ın günlerdir sorulara verdiği cevaplar, tanık sandalyesinde zaman zaman oturduğu yerden, zaman zaman tapelerden duyulanlar, zaman zaman tahtaya kalkıp çizdiği şemalar yardımıyla telaffuz ettiği rakamlar, yetkililere verdiğini söylediği rüşvetlerin dökümü, edilen hediyeler insana ‘Nasıl bir para bu? Nasıl hayatlar bunlar?’ sorusunu sorduruyor.
Tüm hikayesini bir hayali ihracatçının günlüğü tadında anlatan Zarrab için normal olabilir ama adliye salonundaki herkes toplamda bu kadar parayı hiçbir zaman bir arada görmedi ve görmeyecek.
Mahkeme salonundan sık sık yükselen kahkahaların sebebi belki de normal gelirli, normal hayatları olan insanların şaşkınlığından veya sinir geldi de ondan gülüyorlar!
Gülme kısmını çok çözemesem de insanın dördüncü günün sonunda dünyadaki tüm para birimlerine, tüm hesap makinalarına küsesi geliyor.
Sarraf ile Atilla göz göze dahi gelmiyor

Dava sadece Zarrab davası değil, tanık olmayı kabul ettiği anda davanın adı Hakan Atilla davasına dönse de henüz ağırlık Zarrab’ta.
Bir zamanlar çok sık görüşen, telefonlaşan, işleri mevzuatlara uyduran ikili şimdi göz göze dahi gelmiyor. İkilinin birbirine en çok temas ettiği an Savcı Yardımcısı Sidhardha Kamaraju’nun sorularının ardından gerçekleşiyor.
Özellikle Hakan Atilla’nın avukatlarının sabırsızlıkla beklediği an eli kulağında, bugün yarın çapraz sorguya geçilecek.
Günlerdir, ‘Sistemi biraz açar mısınız?’ diye sorulduğunda, ‘Sistem benim’ diye anlatan Reza Zarrab bugünlerden sonra besbelli çalışmadığı yerlerden de gelecek sorularla karşılaşacak, istediği sorudan başlayamayacak.”