Geçen salı günü bir arkadaşımla oturduk seçimler üzerine konuşuyoruz. Ben ona saatler süren CNNTÜRK yayınını ve ajansların oy sayma rezaletini anlatıyorum, o da bana saatler süren demokrasi nöbetini. Kendisi işinde gücünde bir işadamı. Yanında en az 200 kişi çalışıyor. Üşenmemiş Oy ve Ötesi oluşumuna katılmış. Yedikule’de bir ilkokulda sabahın 06.30’undan geceyarısına kadar oyların verilmesine ve sayılmasına tanıklık etmiş. Cep telefonunu çıkartıp bir partinin Bursa’dan gelen gözlemcisi ile çektirdiği fotoğrafı gösteriyor. Uzun hacı sakallı, tarikat mensubu olduğunu gizlemeyen ‘yeni arkadaşıyla’ kırk yıllık dost gibi birbirlerine sarılıp poz vermişler. “Bizim sandık kurulunun en matrak adamı oydu” diyor.
… Tamamen Gezi ruhunun sonucu bir örgütlenme ile binlerce genç bir araya gelip birbirlerini eğitip sandık başında nöbet tuttular. Demokrasi nöbetinde partilerin örgütlü ve tecrübeli isimlerine rağmen onlar tek ve dimdikti. Ne yemek getirenleri oldu ne de nöbetle yerlerine geçenleri. Hatta pek çok sandıkta tecrübeli partililerin hafiften bir küçümsemesine maruz kaldılar.
Biz “Gezi ruhu ölmedi” dedikçe ‘gezizekâlılar’ diye bizimle kafa buluyorlardı. Alın size Gezi ruhu… Ne partileri var ne ayrımcı dilleri ne de bir ötekileştirme aracı olarak kullanılan sokakta kırıp dökmeleri. Şu günlerde bir yanda devlet aygıtı hukuksal zırhlarla donatılıp bireyi ezmeye kalkarken, diğer yanda bireyler devlete ve sisteme karşı haklarını cesurca koruyup örgütleniyorlar. Türkiye’de demokrasi sadece sandıktan ibaret sanılıyor ancak tam tersi sandıktan çok daha ötesi var.
Bugün oy sandıklarının önünde nöbet tutan bu insanlar sadece oylarının değil bireysel haklarının nöbetini tuttular. Biraz da bu insanların tanıklıkları sayesinde seçimlerde döndürülen alavere dalaverelerin farkına varıyoruz. Önümüzdeki aylarda iki önemli seçim var. Sadece bu gençlerin iradeleri ve oylarına sahip çıkmaları bile bu seçimlerin sonucunu etkileyecektir. Sadece oy değil çok ötesi var karşınızda…