“Hayırseverlik çok dikey, yukarıdan aşağıya iniyor. Dayanışma yataydır, ötekine saygı duyar” diyen Galeano’nun bu olağanüstü tespiti, tarihe geçecek sayısız örnekle doğrulandı Gezi’de. Rezidans dikey, park yataydı. Bir telefonla artırılan gaz fişeği bütçesi dikey, fişekle yaralananlar için evdeki ecza dolabından getirilmiş “Talcid” yataydı. Ve nihayet tanesine 250 bin dolar ödeyerek alınan dikey TOMA’nın karşısında, gözünden vurulanı hastaneye yetiştirmek için kollardan örülü sedye yataydı.
Gezi, “hayırseverlik” karşısında “dayanışma”nın zaferine dönüştü. Zaten “hayırseverlik”in ne menem bir illüzyon olduğu da tarihin en büyük rüşvetçisi Rıza Sarraf’a layık görülüşüyle açığa çıktı. Ufkumuzun her geçen gün biraz daha betonla, soluduğumuz havanın zehirli gazlarla dolduğu günümüzde “hayırseverlik” de form değiştirdi tabii.
Açın adı rüşvetle anılan şirketlerin internet sitelerini. Devlet ortaklığıyla binlerce ağacı gözünü kırpmadan kesen, tarihsel mirası greyderlerin altında ezen, kentteki her yeşil alana AVM; köydeki yeşile HES konduran firmaların hepsinin çifter çifter “sosyal sorumluluk projelerine” bakın: Hatıra ormanları, aile danışma merkezleri, okullar… Hayırsever Rıza’nın “sosyal sorumluluk” butonunda ise fotoğraflarla göğsünü gere gere sergilediği tekerlekli sandalye bağışı yanıp sönüyor.