Perşembe akşamı CNN Türk’te soru sormak için Muharrem İnce’nin karşısına dizilen Murat Çelik, Hande Fırat ve Hakan Çelik tersinden gazetecilik dersi verdiler. Yani gazeteciliğin nasıl olmaması gerektiğini herkesin anlayacağı şekilde açık açık gösterdiler. Jestleri, mimikleri, giyimleri, makyajları, aksesuarları, anlamsızca sürekli gülmeleri, telefonlarını kontrol edip iktidar partisi üyelerinden gelen mesajları soru diye yöneltmeleri, konular karşısında hazırlıksız olmalarıyla bütün dikkati üzerlerine çekip haber yapmak yerine yine “haber” oldular.
Her biri deneyimli gazeteciler, durumun farkında olmamaları mümkün değil. Bu arada “onlar gazeteci değil” yazılmış Twitter’da bol bol, katılmadığımı belirtmek isterim. Esas işi bu olan, geçimini bununla sağlayan, kendisini gazeteci olarak tanımlayan herkes gazetecidir. Kimin gazeteci olup olmadığına karar vermek, Erdoğan’ın ya da Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün işi olmadığı gibi, bizim de işimiz değil.
Peki, bir gazeteci neden hayat boyu bununla anılacağı bir “parodiyi” sergiler? Taraftar olduğu için mi? İdeolojik tutumunu, iktidarlarla yakın ilişkisini bildiğimiz nice gazeteci / yazar var, çoğu kendisini bu kadar küçük düşürmedi yani tek sebep bu olamaz. Ekonomik çıkar mı? Burada herkesin sınırı farklı olabilir, üstelik yeni bir şey de değil. Aydın Doğan’ın kendisine boğaza nazır villa hediyesini normal karşılayan, Haldun Simavi sayesinde yat – kat sahibi olduklarını, dolayısıyla sendikaya ihtiyaç duymadıklarını söyleyen nice örnek var. Para tek neden olamaz, hele ki Aydın Doğan medyasının rahle-i tedrisatından geçen, en önemlisinin her durumda ayakta kalmak olduğunu bilir.