Tam burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta vurguladığı faiz meselesine geçmek istiyorum. Bu vurgu, hiç şüphesiz ki üretim odaklı ve insan merkezli adil bir refah ekonomisi isteğinin faiz üzerinden formüle edilmesidir.
Faiz burada anahtar kavram. Çünkü faizin öne çıktığı bir ekonomi insanı merkeze almaz, kapsayıcı bir büyümeyi öne çıkarmaz. Tekelci bir ekonomi olur, bu ekonomi açık ve rekabetçi değildir. Böyle olunca da küresel ekonominin gereklerini yakalayamaz. Teknolojik olarak geri kalır.
Yüksek faiz, çok anlatıldığı gibi, kaçınılmaz bir küresel ekonomi gerçeği değildir. Bir sömürü mekanizması ve büyük bir kandırmacadır. Yüksek faiz, sanayicinin işine gelmediği gibi, gerçek anlamda bankacılık yapmaya çalışan bankacının da işine gelmez. Tam da bugün yüksek faiz üreten yanlış para ve maliye politikalarından vazgeçmenin zamanı gelmiştir.
Türkiye, bu alandaki reformları kararlılıkla yapacak ve içinde bulunduğumuz küresel büyük dönüşümün öncü ülkelerinden biri olacaktır.