Bülent Batuman: Narin Güran davası, Türkiye'de kentleşme dinamikleri açısından çok şey söylüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Toplumsal ilişkilerin ve iletişim ağlarının yoğunlaşarak iç içe geçtiği (Diyarbakır’a ve giderek ulusal ölçeğe genişleyen) kamusal bir ilişki çerçevesi var. Ve uzun bir süre -abartarak söyleyecek olursak ezelden beri- bu ikisi birbirine çok, çok uzaktı.

Ama işte 2012’deki dönüşüm (AKP açısından seçim mühendisliği boyutu da olan) basit bir “mülki organizasyon düzenlemesi” olmakla kalmadı. Sonuçlarını 2024 yerel seçimlerine kadar izleyebileceğimiz yeni toplumsal dönüşümleri tetikleyen bir kentleşme eşiği haline geldi.

Tavşantepe açısından baktığımızda bu dönüşüm, “ezelden beri” kentsel olandan ve onun içine gömülü kamusal yaşantıdan uzak olan köyü, bir büyükşehir mahallesi haline getirdi. Tavşantepe sakinleri belki farkında değildi, fakat artık Diyarbakır’da yaşıyorlardı.

Bu dönüşümün bir yanı, kanıt toplama sürecine teknolojik bir derinlik getirecek olan kamera görüntüleri ve özellikle cep telefonu sinyallerinin daraltılmış baz raporlarıyla takibi iken, diğer bir boyutu da kamusal alan aktörlerinin Tavşantepe’ye hızla ve etkin bir biçimde ulaşmalarıydı.

Özellikle Diyarbakır Barosu’nun cinayetin soruşturulması sürecinde oynadığı rol, alınan sonuçta oldukça kritik bir rol oynamış görünüyor.

Böyle baktığımızda, sadece “Narin Güran cinayetinden” değil, sonrasında yaşanan örtbas etme girişimlerini ve tüm yargı sürecini de içine alacak şekilde “Narin Güran davasından” bahsetmemiz gerekiyor. Ve bu bütünselliği içinde Narin Güran davası, Türkiye’de kentleşme dinamikleri ve yol verdikleri toplumsal dönüşümler açısından çok şey söylüyor.

Bülent Batuman’ın yazısı