Çoğunlukla acı ve mutsuzluğun dışa vurumu olsa da ağlamanın faydalı olduğu durumlar da var. Bu sayede duygularımızı işleyebiliyor ya da başkalarından destek görüyoruz. Peki neden bazılarımız ağlayabilirken bir kısmımız gözyaşı dökemiyoruz?

Popüler Psychology Today dergisine göre, ‘bazılarımız neden ağlayamaz’ sorusunun kesin bir yanıtı olmasa da elimizde ipuçları var. Antidepresanlar, travmalar, depresyon, kişilik özellikleri, toplumda hoş karşılanmayacağını düşünmek, bazı tıbbi durumalar istediğiniz halde ağlayamamanızın sebebi olabilir.
1. Duygusal travmalar
Hollanda’daki Tilburg Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde araştırma yapan Profesör Ad Vingerhoets’e göre, ‘kimi insanlar ruhsal bir travma yaşadığı andan itibaren ağlama yeteneğini kaybedebiliyor’. Böylelikle kendini olumsuz duygulardan korumak üzere (bilinçli veya bilinçsiz) bir psikolojik savunma mekanizması geliştiriyor.
Prof. Vingerhoets’ın verdiği örnekler arasında, bir seri katilin elinden kurtulmayı başaran bir kurban, ölü doğum yaptıktan sonra 10 yıl ağlayamayan bir kadın da var. “Bunu travma yaşayan kendi hastalarımda da gördüm” diyen Vingerhoets, ‘travma doğru teşhis edilip tedavi edilirse gözyaşlarının geri gelebileceğini’ söylüyor.
2. Kişilik yapısı
Yapay laboratuvar koşulları nedeniyle ağlamayla ilgili deney yapmak çok kolay olmasa da Vingerhoets’in araştırma grubu, düzenli olarak ağlayanların başka insanlarla bağlarının daha güçlü olduğunu ve başkalarından daha fazla sosyal destek aldıklarını saptamış. Peki, bunun tersi doğru olabilir mi?
Vingerhoets’e göre, ağlayamamanın bazı nedenlerini inceleyen tek bir makale var. 475 yetişkinden oluşan grupta gözyaşlarını akıtamayanların başkalarıyla daha az ilişki kurdukları, daha az empati yaptıkları, sanata ve doğaya daha az duygusal tepki verdikleri saptanmış. Yine de, tek bir araştırmadan kesin sonuç çıkarılamıyor.
3. Antidepresanlar
Psikiyatride en yaygın olarak kullanılan ilaçlardan bazıları gözyaşlarını baskılayabiliyor. Anksiyete ve depresyon tedavisinde gayet iyi sonuçlar verse de bazı hastaların hissizleşmesine yol açıyor. Bu etki, ilaç kesildiğinde veya doz azaltıldığında ya hafifliyor ya da tamamen kayboluyor.
4. Depresyon
Depresyonda olmak, ‘daha çok ağlamak’ anlamına geliyor gibi görünse de, majör depresif bozukluk yaşayan bazı hastalar ‘üzüntü‘ değil ‘boşluk‘ hissi yaşadıklarını bildiriyor.
5. Tıbbi bir durum
Yaygın olmasa da gözyaşı üretimini engelleyebilecek birkaç tıbbi durum var. Bir bağışıklık sistemi bozukluğu olan Sjögren Sendromu göz kuruluğuna neden oluyor. Doğuştan gelen bir rahatsızlık olan Moebius Sendromu olarak bilinen daha da nadir bir hastalık, göz kaslarının hareketini kısıtlayıp gözyaşı bezlerini engelliyor. Bazen gözyaşı bezi iltihabı da yaş üretimini engelleyebiliyor.
6. Sosyal kaygılar
Pittsburgh Üniversitesi’nde psikiyatri ve psikoloji alanında çalışan Profesör Lauren Bylsma, “kendini kontrol etme baskısı bazı insanları ağlamaktan alıkoyabilir” diyor. Çok genel bir istatistik olsa da, bir araştırmaya göre Batı ülkelerinde erkekler iki ayda bir kereden az ağlarken kadınlar ayda iki – dört kez ağlıyor.
Profesör Bylsma, “Çocukken değersiz hissettirilen çocuklar yetişkinliğinde ağlamaktan çekinebilir. Bu özelikle erkekler için geçerli” diyor. Ama son dönemde toplumsal normların değiştiğini ekliyor: “Örneğin, erkek sporcuların yenilgiye ya da zafere ağlamaları daha kabul edilebilir hale geldi.”