İstanbul’da yedi katlı bir binanın ilk üç katının çökmesi, üst katlarınınsa bütünlüğünü koruması taşıyıcılara ilişkin soruları yeniden gündeme getirdi. Peki bina güvenliğinde hangi işaretlere dikkat edilmeli?

Maltepe’deki kısmı çökme sonucu iki kişi öldü. 11 kişi kurtarılırken enkaz altında kalan iki kişi için arama çalışmaları sürüyor. Binada çökme riski de bulunduğu bildiriliyor.
Çatlaklar, eğilmeler, duvarlardan gelen sesler… Bir yapının çökmeden önce bu ve benzeri belirtiler vereceği düşünülüyor. Fakat bazıları gözle görülür bir hasar ortaya çıkmadan da çökebiliyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Yapı ve Deprem Mühendisliği üzerine çalışan Prof. Dr. İbrahim Serkan Mısır, TRT Haber’e şöyle konuştu:
“Sünek davranış gösteren yapılarda göçme öncesinde daha büyük şekil değiştirmeler ve hasarlar oluşması beklenebilir. Ancak bunların mutlaka dışarıdan görülebileceği anlamına gelmez. Buna karşılık gevrek davranışa yatkın taşıyıcı sistemlerde, belirgin bir uyarı ortaya çıkmadan çok kısa sürede göçme gerçekleşebilir.”
Ciddiye alınması gereken belirtiler
Her çatlak tehlikeli değil. Ancak özellikle sonradan oluşan ve giderek büyüyen çatlaklar, kolonlardaki değişiklikler ve alışılmadık sesler dikkatle değerlendirilmeli.
Prof. Dr. Mısır, ciddiye alınması gereken belirtileri şöyle sıralıyor:
“Kolon ve kirişlerde oluşan belirgin çatlaklar, betonun ezilmesi veya beton örtüsünün dökülmesi, donatıların açığa çıkması ve paslanması, döşemelerde olağan dışı sehimler, binada eğilmeler ve farklı oturmalar önemli uyarı işaretleri olabilir. Özellikle yeni ortaya çıkan ve zaman içerisinde büyüyen çatlaklar, taşıyıcı elemanlardan gelen olağan dışı kırılma veya çatırdama sesleri ve kolonlarda belirgin şekil değişiklikleri ciddiye alınmalıdır.”
Sonradan eklenen katlar ne kadar riskli?
Dört katlı tasarlanan bir yapının üzerine daha çıkılması, yalnızca binanın yüksekliğini değiştirmiyor. Alt katlardaki kolonların ve temellerin taşıması gereken yük de artıyor.
Prof. Dr. Mısır’a göre kat ilaveleri mühendislik hesapları yapılmadan güvenli değil:
“Çünkü yeni katların inşa edilmesi yalnızca binanın toplam ağırlığını artırmaz. Aynı zamanda mevcut alt kat kolonlarına ve temellere aktarılan düşey yükleri de önemli ölçüde artırır. Dört katlı bir bina için boyutlandırılmış kolonların, yedi katlı bir binanın yüklerini güvenli biçimde taşıyabileceği varsayılamaz. Bunun mühendislik hesaplarıyla doğrulanması gerekir.”

Taşımayı etkileyen tek unsur kat sayısı değil
Yapının taşıma kapasitesini etkileyen tek unsur kat sayısı değil. Zemin kattaki işyerlerinde yapılan değişiklikler, kolonlara müdahale edilmesi ve uzun süreli nem de güvenliği etkileyebiliyor.
Prof. Dr. Mısır, kolonların kaldırılması veya zarar görmesinin ciddi risk oluşturduğunu belirtiyor:
“Özellikle kolonların kesilmesi, kesitlerinin küçültülmesi veya içerisindeki donatıların zarar görmesi, taşıma kapasitesini doğrudan azaltabilir. İş yeri olarak kullanılan zemin katlarda geniş alanlar elde etmek amacıyla yapılan bilinçsiz müdahaleler de ciddi tehlikeler oluşturabilir.”
Bodrumlardaki paslanma ve beton dökülmeleri
Peki bodrum katlarda görülen paslanma ve beton dökülmeleri ne anlama geliyor? Mısır, su ve nemin betonun içindeki çelik donatılara zarar verebildiğini anlatıyor:
“Beton içerisindeki çelik donatılar korozyona uğradığında kesit kaybı meydana gelebilir. Ayrıca korozyon ürünlerinin hacim artışı, beton örtüsünde çatlak ve dökülmelere yol açabilir.”
Alt katlar çökerken üst katlar nasıl ayakta kalıyor?
Maltepe’deki olayda dikkat çeken ayrıntılardan biri de alt katların çökmesine rağmen üst katların bütünlüğünü korumasıydı.
Prof. Dr. Mısır, bunun nasıl mümkün olabildiğini şöyle açıklıyor:
“Üst katlardaki taşıyıcı sistem kendi bütünlüğünü bir ölçüde koruyarak bir blok halinde aşağıya doğru hareket edebilir ve alttaki enkaz veya ayakta kalan diğer taşıyıcı elemanlar üzerinde destek bulabilir.
Ancak ayakta kalan bölümlerin güvenli olduğu düşünülmemeli. Çünkü ilk çöküşün ardından taşıyıcı sistemde yeni bir göçme meydana gelebiliyor. Üst katların ayakta kalması, bu katların güvenli olduğu anlamına gelmez.
Hasarlı taşıyıcı sistemde yüklerin yeniden dağılımı sırasında ikinci bir göçme meydana gelmesi riski bulunabilir.”
2000 öncesinde yapılan binalara dikkat
Türkiye’deki yapı stokuna ilişkin araştırmalar, özellikle 2000 öncesinde inşa edilen betonarme binaların önemli bir bölümünün güncel deprem güvenliği beklentilerini karşılamayabileceğini gösteriyor.
Prof. Dr. Mısır, şöyle diyor:
“Bu yapılarda düşük beton dayanımı, yetersiz donatı detayları, uygun olmayan taşıyıcı sistem düzenleri ve süneklik eksiklikleriyle sık karşılaşılmaktadır. Ancak yalnızca binanın yapım yılına bakarak güvenli olup olmadığına karar verilemiyor.
Elbette 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş her binanın güvensiz olduğunu söylemek doğru değildir. Ancak bu yapıların güvenlik bakımından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.”
Evinizin güvenli olduğunu nasıl öğrenebilirsiniz?
Dışarıdan sağlam görünen ya da yıllardır kullanılan bir yapının güvenli olup olmadığı ancak uzman incelemesiyle belirlenebiliyor. Türkiye’de yurttaşlar yetkili ve lisanslı kuruluşlara başvurarak riskli yapı tespiti yaptırabiliyor.