“Önderlik barış sürecinin sürdüğünü söylüyor.” Geçen yıl kalekol inşaatlarını protesto ederken devlet tarafından öldürülen Medeni Yıldırım’ınki ile üstüne hâlâ toprak atılan Ramazan Baran’ın mezarları arasında durmuş, yanımdaki orta yaşlı adamla sohbet ediyorum. Adamın gözlerinde yaş var. Ona bakıyor ve PKK’nın şimdi ne yapması gerektiğini soruyorum. “Bilmiyorum” diyor, “Önderlik barış sürecinin sürdüğünü söylüyor.”
Giderek hassaslaşan bir denge

Barış süreci sürüyor çünkü Abdullah Öcalan sürdüğünü söylüyor. Fakat halkın öfkesi, devletin uyguladığı şiddet ve hükümetin barış sürecini ilerletmeye yönelik demokratik düzenlemeleri gerçekleştirme konusunda gösterdiği atalet ile barış sürecinin sürdüğünü söylemek arasında giderek hassaslaşan bir denge söz konusu.
Cenazenin başında aynı soruyu yüzlerini kapatmış ikisi erkek biri kadın üç gence yönelttiğimde bana hemen şu yanıtı verdiler: “intikam”. Bir süre sonra bir grup genç ‘intikam’ sloganları atıyordu.
‘AKP’nin ne kadar samimi olduğunu görmek zorundayız’
Yerel seçimlerden bir hafta önce PKK’nın kurucularından KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rıza Altun ile röportaj yapmak üzere Kandil’deydim. Hükümetin atması gereken adımlardan, KCK’nın hükümetten artık bir şey beklemediğinden ve hükümet bu adımları atmazsa KCK’nın ‘barış sürecini yeniden değerlendireceğinden’ bahsetti. “AKP’nin ne kadar samimi olduğunu görmek zorundayız” diye de ekledi.
Hükümetin hiçbir adım atmayacağının ve barış sürecine karşı en başından beri samimiyetsiz bir tutum içerisinde olduğunun açıkça görüldüğünü belirttiğimde ise önemli bir şey söyledi: “İnsan olarak, bir birey olarak böyle düşünebilirsiniz. Ancak politikada ve kitle hareketlerinde böyle düşünemezsiniz. Toplumun gözü önündeyiz. Gelecekte ateşkes bozulsa dahi toplum ateşkesin kim tarafından ve neden bozulduğunu açıkça görmeli. Toplum sizi suçlayabilir ve mahkûm edebilir; bu yüzden toplumun hassasiyetlerini gözetmek zorundayız.”
Kürt halkı ‘güvence’sini geri mi isteyecek?
Diğer bir deyişle PKK başka bir yol kalmadığı açıkça belli olmadığı sürece ateşkesi bozmayı göze alamaz. Halk barış istiyor; toplumun istediği son şey asker ve PKK militanlarının cenazelerinin olduğu günlere geri dönmek. PKK tekrar şiddet kullanmaya başlarsa, tabanını buna mecbur kaldığını ikna etmediği sürece destek kaybeder.
Şimdi kendime şu soruları sormadan edemiyorum: Halkın barış sürecinin, daha doğrusu, ateşkesin (çünkü süreç bundan ibaret) sona ermesinin gerekliliğine ikna olduğu bir noktaya mı gelindi? Son cinayetler dengeyi öteki tarafa mı kaydırdı? İnsanlar asker ve PKK’lı cenazelerinden bıktı fakat şimdi eline silah almamaya karar verenler öldürülüyor. Kürt halkı, bir seferinde Leyla Zana’nın PKK’yı tanımladığı üzere, ‘güvence’sini geri mi isteyecek?
Ateşkes sona erse dahi barış süreci sona ermeyecek
KCK silahlı mücadelenin tek seçenek olduğuna ikna olmazsa, Öcalan bir kez daha barış sürecinin sürdüğünü ve bir tek kendisinin biliyor göründüğü yeni bir aşamaya geçildiğini söylerse, ‘PKK intikam’ diye bağıran gençler ona inanacak mı? Öcalan Kürt halkının gözünde aziz mertebesinde ama öfke ve acı Öcalan’a itaatten ağır basacak mı? Yaşlı PKK’lılar 30 yıllık ayaklanma sürecinde yetişmiş genç kuşağı ne kadar kontrol edebilecek? Ramazan Baran’ın mezarının yanı başında konuştuğum kişi iki seçenek olduğunu söylüyor: “Ya haklarımızı verirler ya da hepimizi öldürürler.”
Ateşkes sona erse dahi barış süreci sona ermeyecek. Çünkü barış süreci geçen yıl başlamadı. Hatta 1999’da Öcalan’ın yakalanmasından da önce, devletle yapılan ilk görüşmelerde başlamıştı. Türkiye’yi kim yönetirse yönetsin ve PKK onları ne kadar samimi bulursa bulsun, barış ve adalet mücadelesi sürüyor. Barış süreci öldü. Yaşasın barış süreci

