Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Kürt sorununun geldiği kritik aşamada Türkiye’nin en son isteyeceği şey İsrail’le sıcak çatışma olurdu. Ancak ‘Reis bizi Kudüs’e götür’ sloganlarının İsrail’den duyulmayacağını varsayamayız. Dışişleri Bakanı Fidan’ın sağduyulu mesajlarını İsrail ne derece inandırıcı bulur, meçhul…
…İsrail, “AKP içerde zorda; ekonomiden dikkati uzaklaştırmak için İsrail’i kullanıyor. Türkiye’de devlet aklı İsrail’le karşı karşıya gelmek istemez,” diye mi bakar yoksa, “Türkiye’de hükümetle devlet bir oldu; bunların derdi de bize zarar vermek” diye mi bakar. Ve Filistin kartına karşılık Kürt kartını mı oynar?
Tabii bir taraftan da iki ülkede birbirine benzeyen iki popülist iktidar, güç kaybına uğramamak için birbirlerini tehdit olarak göstermeye ihtiyaç da duyuyor olabilirler.
Geçenlerde katıldığım bir toplantıda, görüşlerine güvendiğim iki akademisyen de Türkiye ile İsrail arasında sıcak bir çatışma olasılığının mümkün olmadığını söylediler. Haklı gerekçeleri de var.
Açıkçası eskiden olsa ben de “Türkiye ve İsrail’deki bürokratik akıl, popülist hükümetleri frenlemeyi başarırlar” derdim. Şimdi bu kadar emin olamıyorum.
Belki her iki ülkedeki stratejik devlet anlayışı artık birbirini hasım olarak görüp birbirine zarar vermeye hevesli bir noktaya gelmiş olabilir.
Öte yandan hâlâ iki tarafın devlet kademesinde soğukkanlı kadroların olduğunu varsaysak bile her iki başkentteki siyasilerin koltuğu sağlam tutmak için birbirlerini kullanma hevesi nedeniyle Mavi Marmara benzeri kazaların yaşanması ihtimalini de hafife almamak gerekiyor.