Doğa ve kent talanının sonuçlarını yaşıyoruz art arda. Ve hâlâ aklımız başına gelmiyor. Hâlâ ayrımlarımızı keskinleştirme derdindeyiz. ‘Ekonomik sermayesi fazla olan ayakta kalsın, geri kalana ne olursa olsun’ dünyası bu. Çok acımasız ve sürekli sermaye sahibi olma zorunluluğunu hissettiren, ekonomik sermayenin gücünü kutsayan bir dünya. Ülkemizin de böyle bir dünyada çok ‘özel(!)’ bir yeri olduğunu kabul etmemiz lazım. Zira yaşadığımız her felaket, her kriz bize tekrar tekrar “Madden güçlü değilsen bu dünyada yerin yok” diyor. Ayrımlar hayatta kalabilme olasılığımızı belirliyor. Acı ama gerçek.