Boğaziçi’nden sosyal bilimci akademisyen arkadaşım uyarmasa tehlikenin farkında değildim. Daha doğrusu uyarmadı, kafasını kurcalayıp işkillendiren meseleyi şikayet etti. Bana göre hava hoş da, kendisi açısından tehlike. Hatta yeryüzündeki bütün eğitim ve öğretim camiası açısından tehdit. Tehlikenin adı: ChatGPT, yapay zeka aleminin son numarası, malumat yetiştirmekle kalmayıp, deneme / kompozisyon filan yazabilen bir chatbot. Dijital teknolojide yeni bir çığır açıldığına dair çokça yorum mevcut.
Arkadaşım “Şu yeni çıkan ChatGPT aletini denedim akşam. Ne sorarsan sor, 5 saniye içinde yanıt verip, makale yazıyor!” diye girdi lafa. Denemiş, çünkü onların bölümde dönem sonu sınavlarını nasıl yapacağız diye kriz bile çıkmış. Bu yeni AI tantanası, mevcut intihal software programlarını yaya bırakmış. Gerçi üniversite düzeyinde, özellikle de sosyal bilimler alanında öyle final sınav kompozisyonunu kotaracak çapta bir yetkinliğe sahip olmadığını düşünüyor ama yine de işkilleniyor, “Soruların artık eskisinden daha da sofistike olması gerekiyor – ama tabii hangi bilim dalı, o da önemli” diyor.