Ayşe Acar: İran halkı özgürlüklerini kazanmak için canlarını veriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İran’da göstericiler 28 Aralık’ta, İran para biriminin değerindeki ani düşüşün tetiklemesiyle sokaklara çıkmaya başladı. Ancak talepleri kısa sürede genişleyerek, İran’daki otoriter dini rejiminin istifasını talep etmeye dönüştü. Son birkaç gün içinde protestolar çığ gibi büyüdü, İran’ın büyük şehirlerinden kırsal bölgelerdeki yoksul kasabalara kadar sokaklar kalabalıklarla doldu. İran halkı – özellikle hükümetten son derece uzak gençlik – artık sadece özgürlük talep etmiyor, özgürlüklerini kazanmak için canlarını veriyorlar.

ABD Başkanı Trump, protestoculara yönelik baskının sürmesi hâlinde İran halkına ‘yardım etmeye hazır’ olduklarını söylerken; İran Meclis Başkanı Muhammed Bağher Ghalibaf, olası bir ABD askerî müdahalesinde İsrail ve ABD’ye ait askerî ve lojistik merkezlerin meşru hedef olacağını ilan ediyor. Şu durumda insanın içinden İran, Amerika, İsrail hükümetleri birbirini yesin, mümkünse ‘yok etsin’ diye geçiyor ama maalesef bundan yine halk zarar göreceği için diyemiyorum.

Bizim neslin payına, dünyanın bu kaotik hâlini çaresizce izlemek düştü. Televizyon ekranlarından, sosyal medyadan… Ne yeterince uzak durabildik ne de müdahale edecek gücü kendimizde bulabildik. Arada kalmış bir kuşak olduk; olup biteni çok net gören ama yönünü değiştiremeyen bir tanıklık hâli. Ancak tarih, uzun vadede hep aynı şeyi söyler: Faşist rejimler sürdürülebilir değildir.

Ayşe Acar’ın yazısı