Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
Bugün Türkiye’de milyonlarca yurttaş için ‘hukuk,’ iktidarın söylediğidir.
Şşşşşşşşş… Cenk Yiğiter gözaltına alınmış!
Şşşş.ş.. Ses çıkarmayın sakın. Şşşşşş... Sessiz olun. Şşşşş... Aman ha. Şşşşş... Kime ne canım! Şşşşş...
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
Muhterem okur, yeniden kendimize gelmenin, moral bulmanın, ipin ucunu bırakmamanın yolu, hepsi birbirinden kof ve tutucu partilere “Yeter” diyebilmekten geçiyor. Yeter ey kasaba siyasetçileri, rantçı ve fırsatçı arkadaşlar, yeter! Bize, bizim vergimize, bizim oyumuza, bizim onayımıza muhtaçsınız. Bizim size ihtiyacımız yok, sizin bize var. Yurttaşa, seçmeninize, hatta seçmeniniz olmayana kulak vermek zorundasınız. Aksi halde, tez zamanda silinip gideceksiniz...
'İlk 500 tutkusu' (3): Başka dünyaların akademileri…
Türkiye’de ‘yaygınlaşan’ durum bu ne yazık ki: Amaç ve kazanç kapısı olarak projecilik.
'İlk 500 tutkusu' (2): Ticari, sağa çek!
İnsan bir derdi, merakı olduğu için okur, yazar çizer, akademisyen olmak ister.
'İlk 500 tutkusu' (1): Karl Marx'ı Türkiye'de doçent yapmazlardı
Artık üniversitede olmayan, oranın bilim ışığından, misyon ve vizyonundan mahrum kalmış bir akademisyen eskisi sıfatıyla bu konularla ilgilenmek için bir gerekçem yok aslında ama dayanamıyor işte insan!
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
Değerli okur, önce teşhisi doğru koymalı ve ‘yüzde 50'lik Hayır bloku'nun, demokratik değerlere değer vermiş milyonlardan oluşmadığını kabul etmeliyiz. Bir başkasına yapılan adaletsizliği umursamayan ya da teşvik edenlerin, temel yurttaşlık bilincinden dahi yoksun olduklarını ve nefret ettiklerine çok benzediklerini fark etmelerinde büyük yarar var.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
Sağlık personeline yönelik eleştiriler baki ve son derece gerekli. Hepsi ve her şey bir yana, ‘dürüst’ sağlık çalışanları da başımızın tacı. Şiddetle mücadele ise bir yurttaşlık görevi...
10 Ekim 2015'te, Ankara Garı'nda…
Her şey bir yana, tüm zorluklar, yorgunluklar, bıkkınlıklar, çileler... Her ne yaşıyorsak ve ne denli yorgunsak da; o cânım insanların düşlediği insanca, eşitçe, barış içinde yaşamak talebinin peşini bırakmak, evvela ayıptır...
Konvoylardaki 'önemli' insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
Muhterem okur, biz yurttaşız. Eşitiz. O konvoylar, o makam odaları, o takım elbiseler, o yakası mendilli ceketler ile ishal rengi rugan ayakkabılar ve o niteliksizlere mahsus afra tafra sayemizde.
Affetmemek…
Acı nedir... Direnç nedir... Af nedir... Affetmek nedir... Affetmemek nedir... Affedilmek nedir... Kimler affedilmelidir...