1949 yılında kurulan bu teşkilat, esas itibariyle antikomünist bir muhtevaya sahipti. Nitekim NATO’nun esas gücünü oluşturan ABD de, hemen hemen her alanda bu antikomünist anlayışı destekleyen bir politika ve uygulama içindeydi. Sendikal faaliyet de buna dahildi.
1951 yılından itibaren de Türk sendikacılığı üstünde ABD’nin etkisi görülmeye başladı. Amerika’da siyasal mücadeleyi dışlayan, uzlaşmacı, sadece “ücret sendikacılığı”nı benimseyen bir sendikal anlayış, Soğuk Savaş döneminde Latin Amerika ve Doğu Asya ile birlikte Türkiye’de de etkili bir sürece girdi.
Alpaslan Işıklı, sadece parasal yardımın değil aynı zamanda belli bir sendikal anlayışın da Türk-İş’e empoze edilmekte olduğunu ifade etmiştir. Işıklı, 1961-1971 yılları arasında ABD’ye 600 sendikacının eğitim için gönderildiğini belirtmiştir. Bu eğitimlerin sonucunda Türk işçi hareketi içinde antikomünist eğilimlerin yaygınlık kazandığı görülecektir.
Prof. Dr. Işıklı, AAF-LI (Asya-Amerika Hür Çalışma Enstitüsü) adlı teşkilatın da 12 Mart 1971 askeri darbesinin hemen sonrasında 25 Mayıs 1971 tarihinde Türk-İş’le yaptığı bir anlaşma sonucu eğitim faaliyetlerini artırdığına dikkati çekmiştir.
AAF-LI ile ilişkilerin giderek rahatsızlık yaratması üzerine Türk-İş’in Aralık 1992’de yapılan 16. Genel Kurulu’nda bu teşkilatla ilişkiler sonlandırılmıştır.(Alpaslan Işıklı: Gerçek Örgütlenme: Sendikacılık, İmge Kitapevi Yayınları, 2003).
Görüldüğü gibi NATO’nun kurulmasıyla birlikte Türk sendikacılığında da antikomünist anlayışın etkisi görülüyor. Günümüzde o denli bir antikomünizm etkisi olmasa da “sınıf sendikacılığı”nı benimsemeyen, dolayısıyla Amerikan sendikacılığı anlayışında olan sendika yöneticilerin fazlaca olduğu söylenebilir.