Gerçekte neler olduğunu, Erdoğan’ın Tahran dönüşünde uçakta yaptığı açıklamalardan çıkarabiliriz. Erdoğan, bir gazetecinin “Konuşmanızda siz Fırat’ın doğusundan bahsederken Ruhani bu yaklaşıma olumlu bakıyor gibi görünüyor. Yani Fırat’ın doğusunun temizlenmesine dair…” diye bilgi istemesi üzerine “İran’ın Fırat’ın doğusu ile ilgili beklentileri daha farklı. Bizim orada konsolosluk açma suretiyle süreci hızlandıralım diye beklentileri var. Ama bizim şu anda oralarda konsolosluk açma niyetimiz yok.” diye cevap vermişti.
Burada garip bir durum var. Ruhani, “ABD’yi Fırat’ın doğusundan çıkaralım” dedikten sonra “Türkiye, Fırat’ın doğusunda konsolosluk açsın” diye konuşmuşsa ya “siz oradaki yapılanmaya ses çıkarmıyorsunuz, bari konsolosluk açın da resmen tanıyın” demek istemiştir ya da İran, bölgedeki yapılanmadan değil sadece ABD’nin orada olmasından rahatsızdır!
Putin ise Soçi zirvesinde Türkiye’nin İdlib üzerinden ABD’ye yanaştığını değerlendirerek Türkiye’nin restini gördü ve “at nalı” şeklindeki tampon bölgeyle Türk askerinin Suriye ve terörist gruplar arasına girmesini sağladı. (Tampon bölge, Türkiye sınırında kurulmalıydı ki teröristler tasfiye edilebilsin!) Putin, İdlib’de belâyı Türkiye’nin başına sardı ama Lavrov’u konuşturarak, Fırat’ın doğusunda ABD’nin kurmaya çalıştığı PKK devleti konusunda Türkiye’nin yanında bir görüntü verdi.
ABD’nin derin uzmanları, İdlib yüzünden Türkiye ile Rusya’nın karşı karşıya gelmesini bekliyordu!
Görünen o ki “Fırat’ın doğusunu masaya getirerek Türkiye’yi ABD’den koparmak” fikri Ruhani’den çıktı. Bu fikir üzerinden ABD’nin oyununu bozan ve yeni oyun kuran ise Putin oldu.
Ruhani bir durum değil mi?