Türkiye, Erdoğan yönetiminde ABD’nin Suriye politikasına karşı, Rusya ve İran ile iş birliği yaptı. CHP ve İYİ Parti ise bu iş birliğini onaylamadıklarını belli ettiler. Bunun yerine Avrupa Birliği ve NATO çizgisinde yürüyeceklerini söylediler veya benzer ifadeleri parti programlarına koydular.
Oysa ABD, Büyük Orta Doğu Projesi’ni dayatıyor! ABD, Fırat’ın doğusunda 60 bin kişilik PKK ordusunu, kendi kara kuvvetleri olarak görüyor, eğitiyor silah veriyor!
Bu sebeple, Türkiye’nin, bu işi dengede götürerek “Rusya ve Türkiye’nin ilişkilerinin kilit noktalarında öngörülebilirlik sağlaması” şarttı.
Seçimden önce “seçimlerin asıl kriteri!” diye bu konuyu inceledim ama kimsenin umurunda olmadı!
Bu durumda, devlet politikasının devamını öngören devlet iradesi, Anadolu Ajansı kurgusuyla seçim sonucunu, sandıklar kapandıktan bir buçuk saat sonra Erdoğan’ın lehine ilân etti! Üç gün önce de yüzde 52 rakamını göstermişlerdi! Yüksek Seçim Kurulu, bu kurguya “gık” bile diyemedi. CHP sözcüleri ise önce “İkinci tura kaldı” diyecek oldu ama ardından “Bizdeki sonuçlar da Erdoğan’ı yüzde 51 gösteriyor” diyerek durumu kabul etti. Muharrem İnce de durumu kabullendiğini açıklamak zorunda kaldı.
Fakat, Erdoğan devlet politikasından saparsa diye de MHP’yi denetleyici olarak başına diktiler!