Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersi için muafiyet hakkı tanınması gerektiğine yönelik kararı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında bir kez daha ofsayta düşürdü.
Dersin müfredatında sorun olduğunu söyleyen ve ‘anayasal değişiklik’ sinyali veren Arınç‘a karşın, AİHM kararını yanlış bulduğunu vurgulayan Erdoğan, “Zorunlu din dersi tartışılıyorsa uyuşturucudan terörden neden şikayet ediliyor?” diye sordu.
Geçmişte de Gezi eylemleri ve kızlı-erkekli öğrenci evi tartışmaları başta olmak üzere iki isim birçok konuda çelişkiye düşmüş, Arınç bu durumdan duyduğu rahatsızlığı “Ben sadece bakan değilim, benim bir özgül ağırlığım var, benim yıpranmamam lazım” sözleriyle ifade etmişti.
Ekim 2012: Ağlar mısın ağlamaz mısın?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in, “Dağda ölen PKK’lıya ağlamayan insan olamaz” sözlerinin ardından Arınç, “Şahsi takdirlerimi sunuyorum” derken, Erdoğan, “Askerlerimizi öldüren teröristlere ağlamayız. Bu böyle” diye konuşmuştu.
Kasım 2012: Görüşür müsün görüşmez misin?
İsrail’in Filistine yönelik saldırıları üzerine Arınç “Türkiye ve İsrail’in facianın veya saldırıların durdurulması konusunda görüşmesi lazım” derken, Erdoğan bu sözlere “İsrail ile münasebetleri yerinde olan ülkeler görüşmelidir. İsrail ile görüşme noktasında herhangi bir bağlantımız yok” karşılığını vermişti.
Aralık 2012: Dağı çıkar mısın çıkmaz mısın?
Daha önce kızıp beddua ettiğini söylediği BDP’li bir kadının Diyarbakır Cezaevi’nde maruz kaldığı işkenceye ilişkin bir hatırayı dinlemesi üzerine “Ben de dağa çıkardım” diyen Arınç, NTV canlı yayınında Erdoğan’dan, “Diyarbakır’da cezaevinde işkence görseydim dağa çıkardım falan.. Hayır, ben dağa çıkmam, bizim yolumuz bu değil” yanıtını almıştı.
Arınç: “Onunla ilgili bir hatırayı dinledim, artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındayken Diyarbakır Cezaevi’nde ahlaksızca işkenceye maruz kalmış. Öyle kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım. Çünkü Diyarbakır Cezaevi’nden çıkanların yarısı dağa gitti, yarısı da dağdakilere övgüler diziyor.”
Erdoğan: “Oslo’ydu İmralı’ydı buralarda devletin eli ayağı vardı. Teröristle kucaklaşanlarla görüşüp şehidimin annesini ağlatamam. Şirin gözükmek için bunu yapamam. Diyarbakır’da cezaevinde işkence görseydim dağa çıkardım falan.. Hayır, ben dağa çıkmam, bizim yolumuz bu değil. Bizim değerlerimizin içerisinde bu yok, dağdaki dağdan kaçanı öldürüyor.”
Haziran 2013: Gerekeni yapar mısın yapmaz mısın?
Arınç, Başbakan Erdoğan’ın Fas’ta olduğu sırada Gezi eylemleri için “Mesaj alındı, gereken yapılacak” diyerek gerilimi düşürmeye çalışmıştı. Fakat Erdoğan Afrika gezisi dönüşü İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaşanan ‘otobüs kazası’nda son derece sert bir konuşma yaparak Arınç’ı açığa düşürmüştü.
6’ncı İdare Mahkemesi’nin Gezi Parkı’na yapılması planlanan Topçu Kışlası projesini durduran kararı da iki isim tarafından farklı değerlendirilmişti
Arınç: “Mahkemenin kararını doğrusu yerinde ve isabetli buluyorum. İdare, bu mahkeme kararına uymak zorundadır. En azından burada ne yapılıyor, ne yapılmak isteniyor, topluma en güzel şekliyle anlatılmalıdır.”
Erdoğan: “Şu anda projeyi mi ilan ettik, ihale mi yaptık. Ne oldu dün geldin akşam saatinde açıklama yapıyorsun. Burada soru işaretleri doğuyor. Hele hele yargı. Muhalefet bu tür bir kararın arkasına sığınarak yargının durdurma kararı var diyor. Dur bakalım. Daha itiraz mercii var.”
Kasım 2013: Dentler misin denetlemez misin?
Arınç bazı gazetelerde yer alan ‘Kızlı-erkekli öğrenci evleri denetlenecek’ haberlerini ‘düpedüz asparagas’ diye niteleyerek yalanlamıştı. Fakat Erdoğan sadece 12 saat sonra önce grup toplantısında, ardından da havalimanında Arınç’ı iki kez yalanladı ve ‘valilerin gereğini yerine getireceğini’ söyledi.
Arınç: “Bu konu basında da yer aldı ancak bizim Kızılcahamam’da yaptığımız toplantılar parti içi toplantıdır. Bu toplantıların dışarıya yansıması hiç gerçekçi değil. Bunlara bilgi denmez sadece duyum değil. Gençlik ve Spor Bakanı’na yurtların yeterli olmadığı öğrencilerin dışarıda kaldığı söylenildi. Gazetelere yansıdığı şekilde özel evlerde kalan öğrencilerin denetlenmesi gibi haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bizim öyle bir düşüncemiz de yok, yetkimiz de yok.”
Erdoğan: “Bunlar aynı apartmanın içinde daire komşuları ihbarı yapıyor. Buralarda nelerin olduğu belli değil. Karma karışık her şey olabiliyor. Valiler gereğini yapıyor.”
Ocak 2014: Sermaye gelir gelmez mi
Erdoğan’ın, ‘şirketler üzerinde vergi cezalarıyla baskı kurulan ve ihale yasası onlarca kez değişen bir ülkeye yabancı sermaye gelmeyeceği’ yönündeki sözleri nedeniyle, 24 Ocak günü ‘vatan haini’ ilan ettiği TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz’ı ‘vatanperver bir insan’ olarak tanımlamıştı.
Erdoğan: “TÜSİAD’ın başkanı böyle bir ülkeye küresel sermaye gelmez ifadesini kullanamaz. Eğer kullanıyorsa bu, bu ülkeye karşı ihanettir.”
Arınç: “Muharrem Bey’in bu sözlerini kenara koyarsak, onun ülkesini, milletini seven, bu konuda vatan hainliğiyle değil vatanperver bir insan olarak nitelendiriyorum. Onun üzüldüğünü bildiğim için ben de buna üzülüyorum.”
Ocak 2014: Ananas yer misin yemez misin
Fethullah Gülen’e ait yasadışı telefon görüşmelerinde Uganda’daki bir rafineri ihalesi ve bu ülkeden gelen ‘ananas’lar da Erdoğan ile Arınç’ın ters düştüğü konular arasında yer almıştı.
Erdoğan: “Peki ey TÜSİAD, ananas meselesinden niye rahatsız değilsin? Uganda’da sizlere rafineri bağlantısı kuranlardan niye rahatsız değilsin? Yargı içindeki paralel örgütlenmenin iş dünyası üzerindeki ağır baskısından, şantajından rahatsızlıklarınız niye yok? Niye? Çünkü bazılarının işleri tıkır tıkır yürüyor. Ananaslar gelip gidiyor.”
Arınç: “İşadamlarının yurtdışında yatırım yapması konusunda bu telefon konuşmasında bazı isimler geçiyorsa onları da ayıplamamak lazım. Orada iş olacaksa ve o işi de Türkiye’den birinin alması lazımsa birinin aracılık yapması çirkin değil. Ah bir ananas olsa da birlikte yesek…”
Haziran 2014: İndirir misin indirmez misin
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde iki kişinin asker kurşunuyla yaşamını yitirmesini protesto eden grupların Diyarbakır 2′nci Hava Kuvvet Komutanlığı’ndaki bayrağı indirmesine engel olunmamasını Arınç ‘siyasi irade’ye duyulan bağlılığa, Erdoğan ise sorumsuzluğa yormuştu.
Arınç: “Bayrak direğine çıkmaya çalışıp da o bayrağı oradan yere indirmeye cüret eden insana herhalde cezası o anda verilebilirdi, eğer sabır olmasaydı. Eğer hükümetin siyasi iradesine bağlılık olmasaydı.”
Erdoğan: “Şimdi çıkacak birisi garnizonun duvarlarını aşacak, Türk bayrağını indirecek, o bayrağı indirirken o görevliler seyredecek. Neymiş? Çözüm sürecini sekteye uğratmayalım. Ne demek ya? O bayrağı indireni, neyse alacaksın indireceksin gereğini de yapacaksın. Yapmıyorsan da sorumlusun.”