Britanya’da yapılan araştırmalar, Z kuşağında önceliğinin iş, barınma ve güvenlik olduğunu ortaya koydu: “Bu nesil Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine geri dönüyor. Üçgenin en altında yiyecek, su, barınma, uyku, sağlık, finans gibi temel ihtiyaçlar var.“

1997 ile 2012 yılları arasında doğan ve Z kuşağı olarak adlandırılan neslin kendinden önceki nesillere kıyasla bir hayli ileri görüşlü olacağı varsayıldı.
Kamuoyunun klişe inançlarına göre bu nesil, net sıfır karbon için her şeyi göze alacak, cinsiyet politikalarına ilişkin ‘sıkıntılı’ görüşleri nedeniyle partnerini terk edecek veya ofiste bulunmalarını talep etme cüretini gösteren işverene istifasını sunmak için bir dakika bile düşünmeyecekti.
Telegraph‘ın haberine göre son dönemde yayınlanan raporlar, Z kuşağının idealize edilen dünyadan uzakta olduğunu, tıpkı önceki nesiller gibi iş, barınma ve güvenlik konularını daha çok önemsediğini ortaya koydu.
Glasgow Üniversitesi’ndeki John Smith Merkezi, anket şirketi Focaldata’yla birlikte Z kuşağı hakkında araştırma yaptı
Araştırma kapsamında Britanya’da 18-29 yaş aralığındaki 2 bin 39 gence 40 soruluk anket yapıldı. 260 kere de gençlerle görüşüldü.
Araştırmanın sonucunda Z Kuşağı’nın çevreden çok güvenlik konusunda endişe duyduğu, şaşırtıcı bir şekilde göçün faydaları konusunda bölünmüş olduğu ve her şeyden önce iş, barınma ve aileye odaklandığı raporlandı.
John Smith Merkezi müdürü Eddie Barnes şöyle konuştu: “Bu nesil Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine geri dönüyor. Üçgenin en altında yiyecek, su, barınma, uyku, sağlık, finans gibi temel ihtiyaçlar var. Genç nesil orada. Bu nesil, ücret artışı açısından pek bir şey elde etmemiş, aşırı yüksek konut maliyetleri ve finansal güvensizlik yaşamış bir nesil. Kültür savaşı sorunları değil. İnsanlar neye önem veriyor? Finansal şeyler. Güvenlik, çevre sorunlarından çok daha üst sıralarda yer alıyor, bu da büyük bir sürprizdi.“
İklim değişikliği yüzde 10’da kaldı.
Z kuşağına ankette kendilerini ‘endişeli ve gergin’ hissetmelerine neyin sebep olduğu soruldu. Gençlerin yüzde 37’si finansal endişeler, yüzde 23’ü iş baskısı ve yüzde 20’si iş güvenliği veya işsizlik yanıtını verdi. İklim değişikliğiyse yüzde 10’da kaldı.
Aynı şekilde gençlere “Topluluk olmak hakkında düşündüğünüzde, aklınıza hangi gruplar veya yerler geliyor?” diye sorulduğunda yaklaşık yüzde 42’si aile, yüzde 38’i yerel kasaba veya şehir, yüzde 36’sı arkadaşları ve sosyal çevreleri dedi. Buna karşılık, ‘cinsiyet kimliği grubum’ diyen yalnızca yüzde 7’ydi.
Yani gençler, bugün ülkelerinin karşı karşıya olduğu en önemli sorunların enflasyon, yaşam maliyeti, sağlık hizmetleri, konut olduğunu söyledi. Sadece yüzde 20’si iklim değişikliği ve çevre dedi.
Bu rakam, gençlerin yüzde 41’inin iklim değişikliğinin her şeyden daha acil olduğunu düşündüğünü ortaya koyan 2019’daki küresel bir ankete göre hayli düşük.

Z kuşağı, ekonomik gerçekliğe milenyum kuşağından daha çok önem veriyor
Nedenler ne olursa olsun, sonuçlar bu neslin ekonomik gerçekliğe milenyum kuşağından daha fazla önem verdiğini gösteriyor.
Lincolnshire’dan Reform meclis üyesi 25 yaşındaki Oliver Freeston şunları dedi: “Ev sahibi olmak ve ekonomi, iklim değişikliğinden çok daha önemlidir. İklim değişikliği doğaldır, binlerce yıldır gerçekleşiyor. Net sıfır karbon hedefi ülkeyi iflas ettirecek. Faturaları düşürmüyor, artırıyor. Gençler için durgun ücretler ve yüksek vergi yüküyle zaten zor. Daha da zorlaşmasına ihtiyacımız yok.“
Freeston, seçim bölgesindeki gençlerin de eski nesiller gibi aşırı göç konusundaki korkularını olduğunu da belirtiyor ve ‘İnsanlar göç konusunda sadece yaşlıların endişelendiğini söylüyor. Benim yaşımda olan birçok insanın, ana caddelerin değişme biçiminden, mülk edinememelerinden, kiraların artmasından, aile hekimine randevu alamamalarından memnun olmadıkları için siyasi olarak motive olduklarını biliyorum. Bu durum gençleri de yaşlıları etkilediği kadar etkiliyor.”
Ankete katılanların yaklaşık yüzde 51’i göçün toplumlarını daha iyiye doğru değiştirdiğini kabul ederken, yüzde 32’si buna katılmıyor. Göç, eski nesillerde olduğu gibi daha iyi eğitimli ve daha yüksek gelirli gruplar arasında daha fazla desteğe sahip.
Ancak ekonomik temellerle ilgili endişe, sadece sağ siyasete yakın gençlerle sınırlı değil.
King’s College London’da yüksek lisans derecesini tamamlayan 25 yaşındaki Saira Banu, rapor için odak grubuna katkıda bulunan gençlerden biri. Aslen Dubai’li olan Banu, son seçimde İşçi Partisi’ne oy verdiğini ancak akranları için önceliğin finansal olduğunu kabul ediyor: “Londra’da yaşadığım için sürekli para konusunda endişeleniyorum. Pahalı ve bir konut krizi var. Londra’da yaşamaya gücü yetmediği için Birmingham’dan işe gidip gelen arkadaşlarım var. İklim ve kültür savaşları ve bunun gibi şeyler hakkında endişelenebilmek bir ayrıcalık.”
Anket şirketi Focaldata’dan James Kanagasooriam, “Neden Z kuşağından, sosyal meselelere ve kimlik meselelerine aşırı ilgi duyan ilerici veya gerici insanlar olarak bahsediyoruz ki? Endişeleri açıkça yaşam maliyeti, ev sahibi olmak ve iyi bir iş bulmakla ilgili. Z kuşağı, bence potansiyel olarak o kadar da doğru olmayan bir şekilde başkaları tarafından ayrıştırılıyor” diyor ve çalışmanın, gerçekte neyin önemli olduğuna dair harika bir duygu kontrolü olduğunu belirtiyor.
Kanagasooriam, Z kuşağının oy verme niyetlerinin önceki nesillere göre daha az homojen olduğunu da ekliyor: “Bir sonraki nesli tahmin etmeye çalışan insanların kendilerine, kendilerinden önceki nesil gibi olmadıklarını hatırlatmaları gerekiyor. 2019 genel seçimlerinden önce, boomer’lar neredeyse tek taraflı olarak sağa oy veriyordu ve milenyum kuşağı da tek taraflı olarak sola oy veriyordu. Z kuşağının kendi yollarına gidecekleri açık.“