Son beş sezonda İstanbul dışından on takım Süper Lig bileti aldı: Ankaragücü, Samsunspor, Çaykur Rizespor, Göztepe, Bodrum FK, Kocaelispor, Gençlerbirliği ve 2026-27 sezonunun yenileri Erzurumspor FK, Amed SFK ile Çorum FK. Yeni sezon henüz başlamadığı için son üç takımın sportif bilançosunu değerlendirmek mümkün değil. Geriye kalan yedi örneğin altısı ise ilk Süper Lig sezonunda kümede kalmayı başardı. Dolayısıyla ilk yılda “hayatta kalma oranı” yaklaşık yüzde 86.
Bu grubun en sıra dışı hikayesi kuşkusuz Samsunspor’a ait. Karadeniz temsilcisi 2023-24’te transferlere yaklaşık 6.35 milyon avro bonservis bedeli harcadı ancak sezonu 13. bitirebildi. Bir yıl sonra ise FIFA kaynaklı transfer yasağı nedeniyle kadrosuna alışılmış biçimde takviye yapamadığı bir dönemde ligi üçüncü tamamlayarak Avrupa biletini cebine koydu. Hatta bununla kalmadı, 2025-26 UEFA Konferans Ligi’nde son 16 turuna kadar ilerledi ve Süper Lig’i de 7. sırada bitirdi.
Samsunspor vakası, yükselen kulüpler üzerine yapılan tartışmalardaki en yaygın varsayımlardan birini ciddi biçimde sorgulamamızı sağlıyor: Görüyoruz ki, Süper Lig seviyesine çıkıldığında kadronun neredeyse baştan kurulması gerektiği düşüncesi her zaman doğru değil.
Başlangıç düdüğünü yeni duyduğumuz bu sezon ise özellikle ilginç sonuçlara gebe. Süper Lig’in üç yeni Anadolu temsilcisi aynı başlangıç TFF harcama limitine sahip olmasına rağmen transfer pazarında tamamen farklı davranıyor.
Bu nedenle 2026-27 sezonu küçük ama son derece ilginç bir doğal deney sunacak. Hangi modelin başarılı olacağı yalnızca ligin yeni takımları hakkında değil, Türk futbolunda “Süper Lig’e çıkınca ne yapılmalı?” sorusu hakkında da önemli ipuçları verecek.