Hücum özellikleriyle sivrilen beklerin savunmaya ağırlık vermesi, sahaya kazanmak için değil, kaybetmemek için çıktıklarının göstergesiydi. Ferdi, Boey, ve Osayi’nin, önlerinde oynayan oyunculara destek vermemesi, organize hücum konusunda iki takımı da zayıflattı. Bu da, daha çok ikili düellolar şeklinde geçen ve faullerle kesintiye uğrayan maçın bir türlü ritim bulamamasına neden oldu.
Toplamda 45 faulün yapıldığı maç için futbola dair bir şey konuşmak mümkün olmuyor. Hakem Arda Kardeşler’in de bu horoz dövüşünde payı olduğu kesin. İlk yarıda top 22 dakika oyunda kalmışken, uzatmaya 1 dakika vermek, ayağı kayıp düşen oyuncu görünce faul düdüğü çalmak, hakemin niyetinin de açık bir tezahürüydü.
İkili mücadelelerde sertliğe biraz daha fazla izin verseydi, maçın ritmi de değişebilirdi. Ancak sahadaki oyuncuların ve iki teknik direktörün ‘şu maçı kazasız belasız bitirelim’ diye düşündüğünü anlayan Arda Kardeşler de, maalesef buna ayak uydurdu.