Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Eski kürsü arkadaşım Erhürman’ın kontrollü, yani Türkiye’nin garantörlüğünü güvenceye alan ve dengeli, yani Kuzey’in haklarını koruyarak AB’ye girişi sağlayan federal bir çözüm taraftarı olması sanırım en çok Rum tarafını endişelendirecek.
Onların zaten BM’nin ve uluslararası toplumun öteden beri çözüm olarak gördüğü federal çözümü a priori reddetmeleri mümkün olmayacağı için, ellerinin ciddi biçimde zayıflayacağı kesin.
Hatta şu anda “keşke iki devletçi diğer aday kazansaydı!” diye hayıflanıyor olabilirler!
Çünkü şimdiye kadar Türkiye’nin ısrarcı olduğu iki devletli çözümü artık kesinlikle BM, AB ve uluslararası toplumun ciddiye bile almadığı açık ve net iken bizim hâlâ bu çözümde direnmemiz en çok Rumların ekmeğine yağ sürüyor.
Bu statüko sayesinde Rumlar Kıbrıs’ın tanınan ve meşru tek tarafı olarak AB ve tüm dünya imkanlarından yararlanmaya devam ediyor. Daha fakir Kuzey tarafın hiçbir külfetine de katlanması gerekmiyor.
Türkiye ise sağladığı mali yardımlara karşın Kuzey Kıbrıs’ı fiilen kontrolü altında tutmayı ve “arka bahçesi” olarak kalmasını kendisi için başarı görüyor.
Olan ise aslında, dünyadan izole olmuş ve adeta cam fanus içinde yapay bir dünyada yaşayan ve bir yandan Türkiye’nin mali yardımına muhtaçlığın iyice kurumsallaşmasından diğer yandan giderek çığırından çıkan kara para ekonomisinden ciddi biçimde canı sıkılan Kuzey Kıbrıslılara oluyor.
Günün sonunda eski kürsü arkadaşımın işinin çok zor olduğu kesin.