MİT’in İstihbarat’tan sorumlu eski müsteşar yardımcısı Cevat Öneş’i PKK’nın parçası olduğu iddiasıyla dinleyen birileri var. Havelsan, Aselsan, İHA, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nı benzer şekilde dinleyen birileri var.
Kimileri için bu sadece AK Parti’nin meselesi… Bu tür hadiseler, devlet içi paralel örgütlenme, otonom yapı üzerine, sorularla giden hiç bir muhalif unsur bulunmuyor. Yargı ve emniyetin ele geçirilmesinin demokrasinin geleceği açısından işaret ettiği sorunları gören muhalif siyasi parti, kişi, gazeteci yok.
Yaşanan kutuplaşma o kadar keskin, o kadar aptalca, o denli şahsileşmiş durumda ki bu konuda sorulan sorular bile onlar tarafından hoş karşılanmıyor. Oysa kimilerinin sandığının tersi geçerlidir. Bu soruları sormak, bu gayri meşru dokunun üzerine gitmek, onunla mücadeleyi bir demokrasi sorunu olarak tanımlamak yolsuzluk ve otoriterleşme iddia ve tartışmalarını ortadan kaldırmaz. Tersine demokratik ortamı, denetimi pekiştirerek derinleştirir.
Ancak yeminli muhalifler haklı ve meşru bir çizgide durmak yerine, 28 Şubat’ı, askeri doğruladıkları zaman yaptıklarını tekrar ediyorlar, (nitekim pek çoğu aynı aktörlerden, andıç tezgahçılarından oluşuyor) istemediklerini bertaraf etmek için ölümcül halleri görmezden geliyorlar. Gezi dalgasının, yeni muhalefetin arkasına saklanıyorlar. Oysa kral çıplak durumda…