Son üç yılı kapsayan bir grafiğimiz var. Grafikte memur ve memur emeklileri ile işçi emeklilerine 2024, 2025 ve 2026 yıllarının altışar aylık dönemlerinde verilen enflasyon farklarının, enflasyonun nasıl altında kaldığını somut olarak görebilirsiniz. Bu veri setini geçmişe de uzatmak mümkün ama güncel olması bakımından son üç yılı aldım.
Bir kez daha vurguluyorum, enflasyonun eksiksiz ve tam hesaplandığını, Türkiye’deki harcama kalıbını tam yansıttığını ve vatandaşın bu hesaplamaya güveninin tam olduğunu varsayıyorum.
İşte durum ortada! Kesin doğru olduğunu varsaydığımız enflasyon bile memuru da, memur emeklisini de, işçi emeklisini de eziyor. Ne kadar aksi söylenirse söylensin, gerçek bu.
Zaten uygulama öylesine yalın bir sonuç ortaya koyuyor ki aksi nasıl söyleniyor, çalışanların ve emeklilerin enflasyona ezdirilmediği nasıl dile getiriliyor, insan hayretler içinde kalıyor.
Memurlar ve emekliler açısından en temel sorunlar hem ücretin düşüklüğü, hem de bu ücreti belirlemede izlenen yöntemin yanlışlığı.
Enflasyon yıllık bazda yüzde 3-5 düzeyinde olur da, artış olarak verilen fark enflasyonun yarım puan ya da bir puan altında kalır; bu kimseyi rahatsız etmez. Ama bizde öylesine kayıplar ortaya çıkıyor ki…
Düşünsenize, bu yılın ilk yarısındaki enflasyon yüzde 17,76 değil de yüzde 1,76 olsa enflasyon farkı üstünde durulur muydu? Belki fark verilmesi gibi bir uygulama bile olmazdı.