Yabancı bankaların Türkiye’de piyasayı etkileme ve yönlendirmede nasıl bir güce sahip olduklarına bir kez daha tanıklık ettik.
Piyasada ne ocak ayı enflasyonu yüzde 6.70 olarak açıklandığında böylesine bir panik havası hakimdi, ne şubat ayı oranının yüzde 4.53 olarak açıklandığı günlerin hemen ertesinde.
Piyasa yavaş yavaş bir panik havasına sokuldu.
Yani yabancı istediğini elde etti, kendi açısından çok başarılı oldu.
Eksik olmasınlar yurt içindeki çok sayıda isim de yabancıların ekmeğine yağ sürercesine yorum yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ağız birliği edilmişçesine Türk parasının çok değerli olduğu, bu yüzden de dövizin hızla artması gerektiği görüşünü ileri sürülüyor. Kur tahminleri havada uçuşuyor da, kim tahminini neye dayandırıyor, o pek belli değil.
Piyasa böyle de ekonomi yönetimi ne yapıyor ki? “Türkiye’nin rasyonel zemine dönme dışında seçeneği kalmamıştır” görüşünü dile getirerek görevi devralan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimi yavaş yavaş yine o eski zemine doğru kaymaya başladı.
Merkez Bankası sadeleşme uygulamalarından yavaş yavaş uzaklaşmak durumunda kaldı.
Vatandaş çaresiz; bir konuşulanlara bakıyor, bir yapılanlara, sonra gidip elinde avucunda ne varsa döviz ve altın alıyor.