İktidarı, siyasi yıpranmalardan korumak içindir o.
Ne bileyim; meselâ Menzil Tarikatı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşısına alarak Yargıtay başkanlığına istediği adayı seçtirdiğine inanmak zor. İkiye bölünmüşler, iç kavgadalar, belki en zayıf zamanları, hangi cesaret ve güçle?
Yahut Ankara Emniyeti’nde iktidarın iki ortağına da komplo kurulduğu iddiasını alın. Israrla 17-25 kumpasına benzetiliyor. Oysa 17-25 kumpası, dönemin iktidar ortakları arasındaki çatışmanın yargı ve polise yansımasıydı. Yine bir kumpas varsa ve MHP ile AK Parti çekişmesinden değilse ikisini birden kim hedefe koyabilir? Ayrıca Nurcuların Okuyucular grubu kaç kişi ki, üç polis müdürüyle hem AK Parti hem de MHP’ye kumpas kurmayı gözleri yesin? Akla yatmıyor.
Bunları sorgulamak; devleti yönetenleri rahatsız edebilir ama devleti zayıflatmaz, güçlendirir.
Devletin itibarını neyin karalayıp küçük düşüreceğini görmek istiyorsanız Fransa Cumhurbaşkanı’na “Bekleme yapma Macron, ikile” tiviti atan büyükelçiye bakın. Ya da ziyaret ettiği Lyon Başpiskoposu’nun önüne geçip şehadet parmağını kaldırarak poz kesen başkonsolosa bakın.
Bu ergen bitirimlikleriyle vakar, ayaklar altına alınmıyor da ciddiyet, beş paralık edilmiyorsa korkmayın. Hiçbir şey, devletin itibarına daha fazla halel getiremez.
Gelin de bu sululuk ve sığlıklara bakıp monşer diye alaya alınan eskinin diplomatlarını aramayın.