(…)
Dolayısıyla, Ankara ve Tel Aviv’in Suriye’de farklı yörüngelerde hareket eder gibi görünen eylemlilikleri Suriye’de kesişecekmiş gibi ilerlemeyi sürdürürken, 2026’nın bu iki gücün rotalarının Suriye’de kesiştiği, ‘çarpıştığı’ bir yıl olmaması çok düşük bir ihtimal gibi duruyor.
Velhasıl, Ankara önümüzdeki dönemde pekâlâ bir angajmanın eşiğinde olabilir. Bu durum SDG’ye meşruiyet alanı açma çabasında olacak yabancı istihbarat örgütlerinin de olan biteni seyredeceği anlamına gelmiyor. 2015-2016 dönemindeki kanlı hesaplaşmaların bedelini yüzlerce canıyla ödemiş bir toplum olarak, o tarihlerde olan biten acı olaylar halen hafızamızda!
Öte yandan, kuzeydoğu Suriye 2026’daki tek ‘hot spot’ değil, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi. Netanyahu ile yeni yıla birlikte giren ve 2026’nın ilk günlerinde Venezuela’da haydutluk operasyonuna girişen Donald Trump, İran’ı de tehdit ederek, ‘locked and loaded’ ifadesi kullanmış, yani “Silah yüklü olarak hedefe kilitlendim” mesajı vermişti. Bir diğer deyişle, ABD İsrail ile birlikte İran’a karşı yeni bir angajmanın eşiğinde belli ki!
E kuzeyimizde zaten başka bir ‘angajman’ var. Lakin orada da son zamanlarda Ukrayna/NATO’nun Odessa’yı Rus sivil gemilerini hedef almak amacıyla kullanmaya başladığını ve Kiev yönetiminin Trump ile Putin ekipleri Florida’da müzakere halinde iken İHA’larla Rus liderin konutunu vurması gibi gelişmeler gerçekleşti. Son gelişmelerin akabinde Putin’in bu kez askeri üniforma içinde yüksek rütbeli güvenli bürokrasisi ile bir arada görünmesi ve ardından Rusların Odessa’yı bombardımana tutması, Ukrayna savaşını sona erdirecek barış umutlarının tükendiğine ve 2026’ya hiç de umut verici bir giriş yapamadığımıza işaret ediyor. Yani, Rusya’nın Ukrayna’ya ‘topyekûn savaş’ ilan etmekten kaçınarak ‘Özel Askeri Operasyon’ olarak nitelendirdiği harekatının önümüzdeki günlerde ivme kazanacağı aşikâr. Bir diğer deyişle, Rusya daha sert bir angajmanın eşiğinde.
2026, 2025’i aratacak belli ki! Kemerlerinizi bağlayın!