Ahmet Yaşaroğlu: 1 Mayıs'ın çağrısı 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün uluslararası işçi sınıfına ve dünyanın emekçi halklarına deniyor ki; birkaç ay içerisinde çocuk, kadın, erkek on binlerce insanı katletmek insan doğasına uygundur. Deniyor ki; çocukları ve kadınları esir kampına doldurur gibi fabrikalara doldurmak ve hiçbir kurala boyun eğmeden çalıştırmak insan doğasına uygundur.

Deniyor ki; çocukları mezbahaya gönderir gibi MESEM gibi uygulamalarla patronlara teslim etmek insan doğasına uygundur.

Deniyor ki; işçileri 8 saat yerine 12 saat ve üzeri, üstelik üç kuruşa çalıştırmak insan doğasına uygundur.

İşçi sınıfına ve emekçi halklara kabul ettirilmek için dayatılan düzen budur. İşte bu düzenin devam etmesi için işçi sendikalarının belirleyici konumda olan bazı yöneticileri ve yönetimleri 1 Mayıs’ta işçilerden kaçıyorlar.

Bunun için mücadeleci ve dürüst sendikacılar sesleri kesilsin diye zindanlara tıkılıyorlar. Bunun için insandan, haktan, hukuktan, gerçekten yana çıkan gazeteciler tutuklanıyor hapishanelere tıkılıyor.

Bunun için sömürüye ve vahşi çalışma koşullarına karşı çıkan partiler üzerinde ağır baskılar uygulanıyor.

İşte bunun için sermaye düzeni devam etsin, içeride halk üzerinde zorbalığını sürdürsün, dışarıda yayılma işgal ve ilhak peşinde koşsun diye savaş araçlarına milyarlarca dolar yatırılıyor, halkın uyumasına katkıda bulunsun diye “millilik ve yerlilik” ninnileri söyleniyor.

Bilinçlenmek, örgütlenmek, birliğini kurmak, mücadele etmek ve dayanışmak işçi sınıfının tek kurtuluş yoludur. 1 Mayıs’ın da çağrısı budur.

Ahmet Yaşaroğlu’nun yazısı