Cengiz Aktar: AKP ve seçmeni artık her anlamda tek başına

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sonuçlar şaşırtmadı. Kendi deyimiyle “yeni Türkiye’nin istiklâl mücadelesinin” muzaffer komutanının balkondan verdiği ilk mesajlar da… Balkon fotoğrafı da…

Sonuçlara bakalım. AKP teşkilâtının seferberliği, AKP’nin memleketin batısındaki siyasî rakipsizliği, tüketici-seçmenin on yıldır süren maddî refahı, bu refaha refah katma konusunda bekleyen muazzam rant fırsatı, mütedeyyin-seçmen olarak geri kazandığı itibar, ilk kez çoğunluğa dâhil olması sonuçları belirledi.

… Çoğunluğu AKP ile ilgili yüzlerce seçimde usulsüzlük iddiası tutanağı, onlarca kentte tuhaf elektrik kesintileri ve seçim sonuçlarının açıklanması sırasında televizyonlarda yaşanan kargaşa elbet vahim ama seçim sonucunu değiştirecek mahiyette değiller. Belki birkaç yerde seçim tekrarlanır ama “savaşın” sonucunu değiştirmez.

… “Başbakanınıza sahip çıktınız” sözünü balkondaki hanedana bakarak dinleyince sandıktan çıkan oyun “aklanma” için kâfi olduğu ve 30 Mart seçiminin neredeyse sadece bu amaca hizmet ettiği sonucu çıkıyor.

Tayyip Erdoğan’ın seçmenden aldığı yetkiyle neler yapmayı düşündüğü açık. “Ey muhalefet, Türkiye sevdası her şeyin üzerinde olsun. Türkiye’nin âli menfaatleri her şeyin üzerinde olsun” çağrısından başka kendisine oy vermeyen “gayrımillî” çoğunluğa söyleyecek sözü yok. Başbakan’ın indinde Türkiye’nin yüksek çıkarlarının herşeyin üstünde olmasının ne anlama geldiği ise mâlum. Yargı erkinin iptâli, ifade ve haberalma özgürlüğünün kısıtlanması, muhalefete duyulan derin kuşku, yolsuzluk iddiaları ve fezlekelerin iptâli.Seçim sonucunun, Kürtler dışındaki muhalefet üzerinde yarattığı çaresizlik, yabancılaşma hiç hayra alamet değil.

… Tayyip Erdoğan’ın bundan sonraki hedefi artık 14 ağustosta ilk turda cumhurbaşkanı seçilmek sonra da alaturka başkanlık rejimine geçmek. AKP’nin başkanlık önerisinin ne olduğu hatırlanacak olursa bu rejimde yargı ve yasama tamamen yürütmenin emrinde. Dolayısıyla önce veya sonra yapılacak genel seçimin bir kıymet-i harbiyesi olmayacak.

Bu karamsar tabloya rağmen hegemon parti olmak yalnız olmak demektir. AKP ve seçmeni artık her anlamda tek başınadır. Siyaseten ve fikren kendinden başka zımnî veya açık ittifak içerisinde olabileceği kimse, Kürt siyaseti de dâhil, kalmamıştır. Yolsuzluk iddiaları adalet önünde görülmedikçe de içeride ve dışarıda meşruiyet sorunu bâkidir. Allah memleketin sonunu hayretsin.

(Taraf gazetesinin internet sitesi 30 Mart günü yerel seçimler sırasında hacklendiği için Cengiz Aktar’ın yazısına link veremiyoruz)