Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
(…) Mülakat mağduru öğretmenler bakanlık önünde, yaşadıkları durumu anlatıyor: “..Komisyonlar aday sınava girmeden evvel adaya kaç puan vereceğini kendi aralarında oturup anlaşmışlar. Bazı arkadaşlarımızın ortalaması yakalanmak üzere atıyorum şu an elimdeki arkadaşım 82 puan verilmesi gerekiyor. Bu arkadaşımıza üç komisyon üyesinden biri 81, biri 82 ve diğeri 83 puan vererek güya bir akıl oyunu oynanmaya çalışmaktadır. Ancak bunu da becerememişler. Eline yüzüne bulaştırmışlar. Toplamı 84 puan olması gereken bir komisyon üyesinin rubriğinde 82 diye kayda geçmişler.”
Bırakın hukuk devletini, sahiden Müslüman ve sahiden Allah korkusu olan insanların yönettiği bir ülkede, rejimin adı ne olursa olsun, dini ahlak ve vicdan, yönetenlerin ruhunda var ise, hayattaysa ve yaşıyorsa, böyle bir hak gaspı olur mu?
Olmaz!
Benim ülkemde bu olaylardan yüzlercesi hem oldu ve hem de olmağa da devam ediyor. Maalesef AKP iş başına gelinceye kadar eğitimde aksaklıklar olsa bile bir bütünlük, bir huzur iklimi vardı. Her şeyden önce öğretmenler, ücretli-ücretsiz, kadrolu kadrosuz diye birbirine zıt eksende bölünmemişti. Aynı işi yapanlar, aynı maaşı alıyordu. Torpil sıfırlanmasa da dersine iyi çalışan, üstün başarı gösteren, hak ettiğini alıyordu.
Sınavda birinci olanı kimse mülakatta elemiyordu. Başarı siyasi görüşüne bakılmaksızın ödüllendiriliyordu. Ve ana-babalar, derste öğretmenler, öğrencileri başarıya teşvik ederek; “Derslerinize çalışın. Çalışan kazanır” diyordu.
O günler gitti, yerine mülakatla birlikte, hak ve başarı gaspı geldi. “Ders çalışın çocuklar” demeye gerek yok. “Adamını bulun çocuklar” dönemindeyiz.