Merkez havlu attı, faiz yüzde 12
M

Türda Özmen
Türda Özmen
İstanbul Üniverisitesi İktisat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını London School of Economics'te yaptı. Profesyonel kariyerine Merkez Bankası'nda başladı. 1999'dan itibaren Radikal'de ekonomi muhabiri ve editör olarak çalıştı. Özellikle bankacılık ve kamu maliyesi reformu, makroekonomik politika üzerine araştırma, haber ve söyleşiler hazırladı. Uzun süre kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’de kamu finansı ve mali kuruluşlar birimlerinde analist olarak görev yaptı. Halen mali hizmetler, risk yönetimi ve kalkınma finansı alanlarında uzman ve danışman olarak çalışıyor.

turdaTÜRDA ÖZMEN

turdao@gmail.com

Olup bitenleri anlayabilmek için sırayla gidelim…

1 – Ne oldu?

Merkez Bankası 27 Ocak Pazartesi günü dolar/TL kurunun 2.40’a dayanması üzerine öğle saatlerinde yaptığı açıklamalarla başlattığı müdahaleyi dün gece yarısı faiz oranlarında yaptığı şok artışlarla noktaladı. Dövizin ateşini düşürmek için olağanüstü toplanan Para Politikası Kurulu’nda alınan kararlara göre,

– Gecelik faiz oranları içinde marjinal fonlama oranı yüzde 7,75’ten yüzde 12’ye,

– Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 6,75’ten yüzde 11,5’e,

– Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 3,5’ten, yüzde 8’e yükseltildi.

Haftalık repo yüzde 4,5’ten 10’a çıktı

– Piyasalar açısından en beklenmedik hamle ise bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 4,5’ten yüzde 10’a yükseltilmesi oldu. Önümüzdeki dönemde fonlamada marjinal fonlama oranı yerine bir hafta vadeli repo faiz oranı temel alınacak. Böylece yaklaşık üç yıl aradan sonra çoklu faiz ortamında hangi oranın gösterge faiz olduğu tartışması da bir anlamda sona erdi.

– Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesindeki Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutuldu; borç verme faiz oranı ise yüzde 10,25’ten yüzde 15’e yükseltildi.

Şimdi ne olacak?

Yapılan faiz artışları dövizin ateşini düşürecek. Bununla birlikte Türkiye’yi küresel piyasalarda devam eden belirsizlikten kurtarmayacak, bundan sonraki mali koşulların nihai olarak diğer gelişmekte olan piyasalardaki seyre bağlı olacağını belirtmek gerek. Öte yandan Merkez Bankası’nın bu seferki radikal kararının etkileri Türkiye sınırlarını aşarak dünyanın tüm gelişmekte olan piyasalarına bakışında da etkili olması beklenebilir.

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Dün gece sona eren müdahalenin altyapısı ve uygulaması bir buçuk gün içinde yapılan üç ayrı beyanatla üç aşamada hazırlandı. Pazartesi sabahı dolar kuru TL karşısında bir buçuk saat içinde yüzde 2.4 değer kazanarak 2.3897 ile rekor kırdı. Aynı saatlerde dünyada da gelişmekte olan piyasalar cephesinde hareketli saatler yaşandı.

1. Aşama

Müdahalenin ilk aşaması öğle saatlerinde Merkez Bankası’nın olağanüstü bir Para Politikası Kurulu toplantısı yapacağını açıklamasıyla gerçekleşti. Oysa kurul rutin aylık toplantısını henüz geçen hafta yapmıştı. Olağanüstü toplantı açıklamasıyla dolar kuru iki saat içinde güne başladığı seviyenin de altına, 2.30’a indi ve günü bu seviyelerde tamamladı.

2. Aşama

İkinci aşamaya dün sabah Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın önceden planlanmış, yılda dört kere rutin olarak tekrarlanan Enflasyon Raporu toplantısındaki beyanatıyla geçildi. Başkan bu toplantıda faiz silahını açıkça gösterdi. Bu aşamadan sonra piyasalar nasıl formüle edilirse edilsin olağanüstü toplantıdan faiz artırımı yönünde bir karar çıkacağına ikna oldu. Dolar/TL kuru gün içinde 2.25 seviyelerinde gezindi.

 3. Aşama

Üçüncü ve son beyanat ise en beklenmedik ağızdan geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan İran seyahatine çıkmadan gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan şunları söyledi: “Konuyla ilgili bir açıklama yapsam, diyecekler ki ‘Merkez Bankası’na müdahale etti.’ Ama şunu bilmenizi istiyorum; ben faizlerin artırılmasına her zaman olduğu gibi bugün de karşıyım. Ama müdahale etme yetkim yok. Ve sorumluluğu da onlara da aittir. Hesabını onlar vereceklerdir. Temenni ederim ki alacakları karar inşallah isabetli olur. Kurda yeni bir dönem başlar.” Oysa aynı Erdoğan aynı bankanın henüz geçen haftaki faizleri sabit bıraktığı olağan Para Politikası Kurulu’ndaki kararına kamuoyuna açık biçimde tebrik ederek destek vermişti.

Sonuçta eğer bankanın alacağı şok faiz artış kararlarının işaretini, son 36 saat içinde aramak gerekirse herhalde en çarpıcı ipucu Erdoğan’ın giderayak yaptığı bu açıklamaydı.

Kararın etkisi ne oldu?

Merkez Bankası ilk etapta dövizin ateşini düşürmek ve kurun enflasyonist etkilerini kontrol etmekte önemli bir adım atmış oldu. Kararın ardından ilk birkaç dakika içinde dış piyasalarda dolar kuru 2.20’nin altına indi.

Niye böyle oldu?

Merkez Bankası 2013 ortalarından itibaren değişen dünya piyasa şartlarına uyum sağlamadı. Politika duruşunda değişikliğe gitmekte geç kaldı. Ama sonunda hedefleri için ani ve radikal faiz artırımları yapmak zorunda kaldı.

Peki sonuç ne?

Sonuç ortada: Merkez Bankası’nın harekete geçmekte geç kalmasının faturasını mali sektör, şirketler ve hane halkı olarak hep birlikte ödeyeceğiz.