Adnan Gümüş: MESEM, çocuk işçiliğinin bile çok ötesinde bir çocuk yağmacılığı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İşçilerin, madencilerin, kadın işçilerin öldürülmesinden MESEM’deki çocuk işçi ölümlerine ne yol alınabildi, Endüstri Devriminden 250 yıl sonra hâlâ neler yaşıyoruz acaba?

Öğrencilerin 12-16 saatlik ders yükünün yanında işletmelerde de yarısı 4 günden daha fazla (5-6 gün) çalışmaktadır. Böylece haftalık mesaileri 6 güne çıkmaktadır. Bu normal bir işçinin durumundan bile daha ağır bir mesai yükü oluşturmaktadır.

MESEM’lilerin çoğunun daha düzensiz bir çalışma biçimini oluşturan esnaf zanaatkar yanında çalıştıkları dikkate alınırsa, çocukların ne kadar düzensiz ve ağır işlerde olduğu çok daha iyi anlaşılır. 

MESEM bir çocuk işçiliğinin bile çok ötesinde, en hafif deyimiyle, çocuk sömürüsü. Alandaki bir arkadaşın deyimi ile hatta çocuk yağması. Resmi olarak öyle bir deyim geçmese bile maalesef sosyopolitik olarak, iktisadi olarak, insani olarak bu bir çocuk yağması.

Çocuğun işle tanışması sadece çalışma yaşamını deneyimlemesi ve tanıması ile, öğretim amaçlı, hayat derslerinin parçası ile sınırlı kalmalıdır.

MESEM-çıraklık, erken yaşta evlilikler, her tür çocuk işçiliği çocuğun kendini geliştirmesinin, çocuk hak ve özgürlüklerinin ihlali durumundadır.

MEB’e çağrı: İşçilik 18 yaş sonrasıdır. MESEM, hatta MTAL’ler, daha genel anlamda uzmanlık eğitimleri 18 yaş sonrası, üçüncü evrede verilmelidir, ortaöğretimde teknik sanat ve hayat deneyimleri artırılmalı ancak okul türleşmesine son verilmeli, tüm çocukların çok boyutlu bütüncül gelişimi esas alınmalıdır.

Adnan Gümüş’ün yazısı