Nabi Avcı Bey’in bu ihâleyi hangi ümmîd ile üstlendiği de muamma: Acaba, “Dershane işi leblebi çekirdek; onu sür’atle halleder, ardından Hasan Âlî Yücel, merhum Tevfik İleri gibi efsâne bir maarif vekili olurum” diye mi düşünmüştü bilinmez.
Bırakınız dershane kapatmayı filan, anlı-şanlı Fatih Sultan Tablet projesini bile ağız tadıyla tahakkuk ettirmekten uzak bir bakanlık bürokrasisiyle, ‘gökten ecdâd inse’ bile milli eğitimde başarılı olamayacağını kestirememiş miydi? Üstelik ardında nice başsız bedenlerini gezdirip duran sâbık Maarif vekili varken, bu nasıl bir hesap, bu ne mene bir hırs-ı pîrî idi?
…Yani ben olsam çekilirdim ve işte o yüzden bugün meselâ bir maarif nâzırı filan değilim. Nabi Bey bunu yapar mı; zannetmiyorum. Niçin zannetmiyorum, çünkü iptâl kararından bu yana neredeyse 48 saat geçmesine rağmen bunu yapmadı ve bundan sonra da yanaşmayacaktır.