Uluslararası haber ajansı Reuters, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ni (İS) feshetmesinin kadınlar üzerindeki etkisini bir insan hikayesiyle anlattı.

Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı, 10 Şubat 2012’de bakanlar kurulu kararıyla onaylanan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ 20 Mart’ta cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle feshedilmişti.
Yetkililer, yabancı sözleşmelerin değil, iç hukukun Türk kadınlarını koruyacağını söylerken, AKP’deki muhafazakarlar bu sözleşmelerin aile yapısına zarar vererek şiddeti teşvik ettiğini öne sürüyor.
Ankara’da eski erkek arkadaşından şiddet gören Yağmur Denli, bir veteriner kliniğinde hayvanları tedavi ederek yaralarını sarmaya çalışırken, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesinin şaşkınlığını yaşıyor.
33 yaşındaki Denli, gördüğü şiddetin bıraktığı izlerin fotoğraflarıyla polise başvurduğunda, İS’nin getirdiği şartlar sayesinde, eski erkek arkadaşına karşı iki aylık bir uzaklaştırma kararı aldırdı. Dava henüz açılmamış olmasına rağmen, kendini nispeten güvende hissediyor.

‘Şu anda hepimiz tehlikeye atılıyoruz‘
Denli “Şiddetin boyutu giderek arttı, işkenceye dönüştü. Ardı arkası kesilmeyen tehdit ve hakaretlerden dolayı ayrılmak kolay olmadı, en sonunda yasal yollara başvurdum” diyor.
Denli’nin dosyası henüz savcılıkta inceleme aşamasında, fakat uzaklaştırma kararı, İS uyarınca otomatik olarak yenilenmiş: Sözleşme, şiddetle çok hızlı bir şekilde başa çıkmama yardımcı olduğu için benim için çok faydalı oldu. Hem uzaklaştırma kararı… hem de hızlı yasal süreç. Kendimi daha güvende ve daha korunmuş hissettim. Şu anda hepimiz tehlikeye atılıyoruz.”
Denli, sözleşme sayesinde eski erkek arkadaşına uzaklaştırma kararının hızla çıkarıldığını, devletin yanında olduğunu görmenin kendisini güvende hissettirdiğini belirterek şöyle diyor: (Sözleşmenin) yerine başka bir şey konup konmayacağını, ya da yerine ne konacağını bilmiyorum ama ben korku içinde yaşıyorum. Hem hayal kırıklığına uğradık hem de şoke olduk. Bu korumaya ihtiyacımız var çünkü kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yönelik şiddet artıyor.”
Akademisyen Feride Acar: Sözleşmenin manipüle edildiği doğru…
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınların eşleri tarafından şiddete maruz kalma oranı Avrupa’da yüzde 25 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 38.
İS’yi hazırlayan akademisyenlerden Feride Acar, 40 yılı aşkın süre ODTÜ’de kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları dersleri verdikten sonra, kısa süre önce emekliye ayrıldı.
Acar Reuters’a şunları söyledi: “İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, kadınlar aile içi şiddetle karşılaştığında devlet tarafından korunma sağlanmasını istemiyorlar (…) Çünkü bunun kadınlar üzerinde hak iddia eden erkeklerin özgür davranmasına müdahale ettiğini düşünüyorlar.”
Cumhurbaşkanlığı, İS’nin eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edildiğini ifade etmişti.
Acar, bunun gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan siyasi bir açıklama olduğu görüşünde: “Bu sözleşmenin manipüle edildiği doğrudur, ancak ulaşılan sonuçtan anladığımız, sözleşmeyi bağlamından çıkarmak ve toplum için tehlikeli bir unsur olarak göstermek isteyenler tarafından manipüle edildiğidir.”
2011 yılında İstanbul’da kabul edilen sözleşmeyi onaylayan ilk ülke Türkiye’ydi. Acar cumartesi sabahı Türkiye’nin sözleşmeyi iptal etme kararını öğrenince ‘travma geçirmiş’: “Bu çok üzücü ve beni çok mutsuz ediyor, gelecekten korkuyorum ve geleceğe dair çok umutsuzum.”
İS, aile içi şiddet dahil olmak üzere kadına yönelik şiddeti önlemeyi ve failler için yasal dokunulmazlığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Avukat Epözdemir: İS’ye atıf yaparak uygulama talep edilemeyecek
Türkiye’deki kadın cinayeti kurbanlarından bazılarının avukatlığını yapan Avukat Rezan Epözdemir’e göre İS’nin iptali ‘çok şok edici’ bir adım. “Biz istanbul Sözleşmesi’nin iç hukuka uyarlanmasını beklerken bir çekilme iradesinin ortaya konmasını çok talihsiz buluyorum. Hukuken de çok doğru bulmuyorum. Uluslararası sözleşmeyle bir kanun çelişirse, sözleşmenin hükümleri geçerli olur diyor kanun. (…) Ama sözleşmeden imza çekilince buradaki ilkelerle ilgili taahhütlerle ilgili İstanbul Sözleşmesi’ne atıf yaparak uygulama talep edilemeyecek.”