İstanbul’da gözaltında çıplak aramaya maruz bırakılarak sözlü ve fiziki şiddete uğramasının ardından intihar eden mimar Onur Yaser Can’ın gözaltı tutanağını değiştirdiği gerekçesiyle yargılanan iki polise hapis cezası verildi.

Mimar Onur Yaser Can’ın gözaltı tutanaklarında değişiklik yaptıkları iddia edilen Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli iki polis memurunun İstanbul 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada karar çıktı.
İki sanık polis Salih Bahar ve Soner Gündoğdu’ya ‘evrakta sahtecilik’ten ayrı ayrı üç yıl dört ay, ‘resmi belgeyi yok etmek’ten de ayrı ayrı üç yıl bir ay ceza verildi.
Heyet, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve belgelerin yok edilmesinde kusur ve kasıtları bulunan kamu görevlilerinin tespit edilerek haklarında savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.
Heyet, olayda bilirkişi olarak görev yapan Zafer Kökdemir hakkında da sahte resmi belge düzenlemek suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, adliye önünde gazetecilere şunları söyledi: “Babam, oğlu Onur Yaser Can’ın narkotik polislerinin yaptığı örgütlü işkenceyi ortaya çıkarmak için dokuz yıldır son anına kadar yılmadan mücadele etti. Nice emeklerle sevgiyle büyüttüğü oğlunun elinden alınmasını kabul etmedi, sabretmedi, isyan etti. Annem de isyan etti. Annemin gidişi de bir isyandır, kimse oğlunun bu şekilde katledilmesine tahammül etmek zorunda değil.
Adalet aramak için yaşadılar, onları yaşatan tek şey buydu. Biz bu davanın basit bir evrakta sahtecilik davası olmadığını, örgütlü işkenceli cinayet davası olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu şiddeti yaşayan ne ilk aile olduğumuzun farkındaydık, ne de son aile olduğumuzun. Mücadelemizi bu bilinçle sürdürdük. Bugün sonuçlanan davada aldıkları cezayı gördünüz. İndirimle birlikte yaklaşık altı yıl beş ay gibi bir ceza aldılar. Dediğim gibi bu sonuç eksik de olsa, anne ve babamın insanüstü mücadelesi sonucu aldığı bir sonuçtur. Maalesef onlar bu sonucu bile göremeden gittiler.”
Ne olmuştu?
Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da Harbiye’de 8 gram esrar satın aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, yakalanmasından itibaren, sayısız hak ihlali ve usulsüz uygulamaya maruz bırakılmıştı.
Yasalarda zorunlu olmasına rağmen giriş doktor raporu temin edilmediği gibi ifadesi de avukat bulunmadan alınmıştı. Can, Narkotik Büro’ya üçüncü kez çağrıldığını öğrenmesinin ardından 28 yaşındayken evinin penceresinden atlayarak hayatına son vermişti.