Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘CNN’in dalkavuğu’ ilan ettiği, yılların CNN International muhabiri Ivan Watson, 12 yılın sonunda görev değişikliği nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığı İstanbul için bir aşk mektubu kaleme aldı.

Bu ayın başında Twitter hesabından “Sevgili İstanbul, bana son 12 yılda bu kadar özel bir ev olduğun için teşekkür ederim. Şimdilik hoşçakal” yazarak Türkiye’ye veda eden Watson, CNN’in web sitesinde yayınlanan mektupta ise İstanbul’a aşkının ilk görüşte başladığını yazdı:
“Şehir romantizmi 12 yıl önceki taksi yolculuğumda, havaalanından şehre gittiğim anlarda filizlendi.
Sarı taksi sahil yolundan hızla giderken sağ tarafta Marmara Denizi’nin parlayan mavi suları, sol tarafta ise Bizans’ın bin yıllık surlarını görmüştüm.
Vurulmuştum.
Daha önce hiçbir coğrafyanın tarihle bu denli göz kamaştırıcı bir kombinasyonunu görmemiştim. Her nasılsa, buranın yıllar içinde memleketim olacağını fark etmiştim.
(…)
2002’de şehre geldiğimde birçok eski Beyoğlu binasının zemin katınde, döşemeciler, yerel barlar, sahaflar ve ikinci el mobilya mağazalarının eklektik karışımı yer alıyordu.
Tarihi sinemalar, eski dükkanlar…
Geçen yıl ise evim olarak gördüğüm Beyoğlu bölgesi, birden Türkiye politikasının dramasına sahne oldu. Yıllar içinde hızla yayılan ‘kentsel dönüşüme’ karşı bir protestoyla başladı.
Yıllarca İstanbullular neredeyse şehrin tamamının hükümetin yapı projeleri kapsamında buldozerlerle yerinden sökülmesini izledi.
Bu endişe tarihi sinemalar, eski dükkanlar ve pasajların yerini alışveriş merkezleri ve oteller aldıkça daha da büyüdü.
Şehir savaşı
2013’ün Mayıs ayında ise polisler alışveriş merkezine dönüştürülmek istenen bir parkı savunan insanları hedef aldı.
Polis şiddeti görüntüleri beklenmedik bir şekilde İstanbul’daki en büyük hükümet karşıtı sokak eylemlerine neden oldu.
Polisin benim yaşadığım mahalleyi biber gazının dev bulutlarıyla zarfladığını korku içinde izledim.
Şehirdekilerin bir bölümü isyan etmişti.
(…)
Birçok kez yaşlı kadınların balkonlarından polislerin başından aşağıya su döktüğünü gördüm.
Geceleri ise ‘kimliği belirsiz kişiler’ bölgedeki tüm duvarları graffiti ve yazılamalarla doldurdu.
Gündüz vakti ise belediye çalışanları bu yazıları griye boyarken, ‘politik olmayan yazılamalara‘ ise dokunulmuyordu.
Gri is my baby
Bu absürd griye boyama işi de esprilerin konusu oldu. “Gri is my baby” (Gri benim bebeğim) yazısı bunlardan biriydi.
Sanırım İstanbul’un en çok da bu ‘açıklanması güç durumunu‘ seviyorum.
Her gün sokaklarda yürürken kaçınılmaz şekilde gördüklerim beni güldürdü, ağlattı, merakla baktırdı ya da inanamadığımdan başımı sallattı.
Kendimi her zaman şanslı hissedeceğim
İstanbul sıradışı bir yer.
Gelişme ve değişme hızına bakıldığında bir sonraki gelişimde şehrin yine aynı şekilde görünmesini beklemek aptallık olur. Burası sürekli değişen tarihi bir şehir.
İstanbul’a ‘memleketim’ diyebildiğim için kendimi her zaman şanslı hissedeceğim.”
*CNN.com’da yer alan yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir.