Yargıtay'da 'sempatizan' çatlağı: 'FETÖ'den tahliye, DHKP-C'den ceza

Erdal Güven
Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.

KEMAL GÖKTAŞ

kemalgoktas@diken.com.tr

@kemalgoktas 

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Dilek Doğan’la ilgili bildiri dağıtan ve cep telefonunda örgüte yakın olduğu ileri sürülen bir yayın organını okuyan sanığa ‘DHKP-C’ye üye olmak’ suçundan verilen cezayı onadı. Karar ikiye karşı üç oyla alındı. Karara şerh koyan iki Yargıtay üyesi, Daire’nin, bir örgüte sempati duymanın örgüt üyeliğinden cezalandırılmaya yetmeyeceğine ilişkin kararlarını hatırlattı ve daha önce bir FETÖ davasında verdiği kararı emsal gösterdi. İki üyenin emsal gösterdiği kararda, ilçe imamıyla telefon irtibatı tespit edilen, örgütün gazetesine abone olan, çocuğunu örgütün okullarına gönderen ve 17-25 Aralık’tan sonra da örgütün dini sohbet toplantılarına katılan sanığı sempatizan olarak değerlendirmiş ve örgüt üyeliği suçundan ceza verilemeyeceğine hükmedilmişti.

Dilek Doğan bildirisine çifte mahkûmiyet

Malatya’nın Paşaköşkü Mahallesi’nde 26 Ekim 2015 tarihinde iki kişi İstanbul’un Küçükarmutlu seltinde polis tarafından ev araması sırasında öldürülen Dilek Doğan’la ilgili Dev-Genç imzalı bildirileri duvarlara astığı iddiasıyla yakalandı. Şüphelilerin astıkları bildiride “Dilek Doğan polis kurşunu ile hayatını kaybetti, adaletsizliğe teslim olmayacağız. (…)  Dilek Doğan ölümsüzdür. Malatya Dev-Genç” ibarelerinin yer aldığı tespit edildi. Şüphelilerden birinin bildirilerin üzerinde parmak izi tespit edildi. Parmak izi bulunan bu şüphelinin cep telefonunda yapılan incelemede, savcılık tarafından DHKP-C’nin yayın organı olarak nitelenen Yürüyüş dergisini ve yasaklanmış bazı kitapların kapaklarını indirdiği, ayrıca cezaevindeki bir örgüt mensubuna mektup gönderdiği gerekçesiyle hakkında ‘terör örgütü üyeliği’ suçundan dava açıldı. Şüpheli, savunmalarında örgüt üyesi olmadığını, mektubu insani duygularla yazdığını söyledi.

Dava sonunda Malatya Ağır Ceza Mahkemesi şüpheliyi bir ila beş yıl ceza öngören propaganda ve yedi buçuk ila 15 yıl arası ceza öngörülen örgüt üyeliği suçlarından mahkûm etti. Şüphelinin yaptığı istinaf başvurusu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi tarafından reddedildi.

‘Sempatizana üyelikten ceza verilemez’

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16’ıncı Ceza Dairesi, ikiye karşı üç oyla mahkumiyeti onadı. Karara karşı çıkan iki üyenin yazdığı karşı oy yazısında ‘olay ve yakalama tutanağı içeriği, dijital malzemelerin içeriklerine ait bilirkişi raporu ile sanığın savunması ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların Dev-Genç ve DHKP-C’nin ideolojisini benimsediği ve örgüt sempatizanı olduğunun sabit olduğu, ancak eylem ve faaliyetlerinin niteliği, yoğunluğu ve çeşitliliğinin örgüt üyeliği düzeyine ulaşmadığı’ belirtildi.

FETÖ davasında verilen kararı hatırlattılar

Sanığın evinde yapılan aramada da örgütsel doküman bulunmadığına dikkat çekilen karşı oy yazısında, şöyle dendi: “Dijital veriler daha çok örgüt ideolojisini anlatan malzemeler niteliğindedir ve sanığın sempatizan olduğunu göstermektedir. Sempatizanlık ve örgüt ideolojisini benimsemek örgüt üyeliği suçunun oluşumu için yeterli değildir. Örgüt üyeliği suçunun oluşması için kişinin örgütün ideolojisini benimsemesi ile birlikte örgütün hiyerarşisi içine girmesi, kendi iradesini örgüt iradesine terk etmesi ve örgütten gelen her türlü emir ve talimata uyup bunları yerine getirmeye hazır olması, örgüt hiyerarşisine girdiğini gösterecek nitelikte, yoğunlukta ve çeşitlilikte eylem ve faaliyette bulunmayı da gerektirir dairemizin yerleşmiş kabul ve uygulaması da bu doğrultudadır. (16. Ceza Dairesi 2017/1809 Esas, 2017/5155) Bu nedenlerle, sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan kurulan hükmün bozulması yerine onanmasına dair çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.”

FETÖ davasında ‘Sempatizana üyelikten ceza verilemez’ denmişti

Muhalif üyelerin karşı oy yazısında hatırlattığı Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararında FETÖ üyesi olmak suçundan mahkûm olan devlet memuru ziraat mühendisine verilen ceza bozularak tahliyeye hükmedilmişti. Kararda, sanığın ‘örgütün ilçe imamı olduğu iddia edilen ve örgütün ilçe yapılanması içerisinde görevli oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütülen şahıslarla telefon görüşmelerinin olması, 17-25 Aralık’tan önce ve sonra örgütün dini sohbet toplantılarına katılması, örgüt tarafından çıkarılan gazetelere gerçek ismiyle abone olması ve çocuğunu FETÖ okullarına göndermesi’ eylemleri örgüt üyeliği suçundan ceza verilmesi için yeterli görümmemişti.

Kararda ‘sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği’ belirtilerek ‘sanığın örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmadığı’ gerekçesiyle FETÖ üyeliğinden cezalandırılamayacağına hükmedilmiş, ‘sanığın irtibat halinde olduğu şüphelilerin sanık aleyhine ifadelerinin olup olmadığı, dijital materyallerdeki bilirkişi incelemesinin tamamlanması gerektiği’ belirtilerek tahliyesine hükmedilmişti.

FETÖ ‘kriminalize olmamaya’ özen göstermiş…

Kararda ‘FETÖ’nün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeğinin nazara alındığı’ ifade edilmişti.

Kararda şu ifadelere de yer verilmişti: “Örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.”